Sayı 60: 1 Şubat 2018
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Maliye Bakanlığı Elektronik Belge, Defter ve Beyan Düzenine İlişkin İki Yeni Tebliğ Yayımladı

17 Aralık 2017 tarihinde 30273 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 486 ve 487 Sıra No’lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile bazı mükelleflerin kayıtlarının elektronik ortamda tutulması için geliştirilen Defter-Beyan Sistemine ve bazı belgelerin kağıt belge yerine, elektronik ortamda; elektronik belge olarak düzenlenmesi, iletilmesi ile muhafaza ve ibraz edilebilmesine ve bu hususta Maliye Bakanlığının görev ve yetkilerine ilişkin düzenlemeler yapıldı.

486 No’lu Tebliğ uyarınca 

Serbest meslek erbabı, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ile basit usule tabi olan mükelleflerin kayıtlarının elektronik ortamda tutulması, bu mükelleflerden defter tutmak zorunda olanların defterlerinin bu kayıtlardan hareketle elektronik ortamda oluşturulması ve saklanması, vergi beyannamesi, bildirim ve dilekçelerin elektronik ortamda verilebilmesi ile elektronik ortamda belge düzenlenebilmesi amacıyla Defter-Beyan Sistemi (“Sistem”) geliştirilmiştir.

Belirtmek gerekir ki, kurumlar vergisi mükelleflerinden işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığı tarafından müsaade edilenler, bilanço esasına göre defter tutan mükellefler ile gelirleri sadece ücret, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlardan veya bunların birkaçından ya da tamamından oluşan gelir vergisi mükellefleri bu Sistemi kullanamayacaktır.

Bu Sistem ile vergisel ve ticari işlemlerin elektronik ortamda kayıt altına alınması, kayıtlardan hareketle defter ve beyannamelerin elektronik olarak oluşturulması ve muhafaza edilmesi, bu sayede yükümlülüklere ilişkin bürokratik işlemlerin ve uyum maliyetlerinin azaltılması, kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele edilmesi ve vergiye gönüllü uyum seviyelerinin artırılması amaçlanmaktadır.

487 No’lu Tebliğ uyarınca

“Elektronik İrsaliye”, “Elektronik Müstahsil Makbuzu” ve “Elektronik Serbest Meslek Makbuzu” belgelerinin elektronik ortamda elektronik belge olarak düzenlenebilmesi, alıcısına elektronik veya kağıt ortamında iletilmesi ile muhafaza ve ibraz edilebilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği tebliğde öncelikle belirtilen bu belgelerin kağıt ortamında düzenlenen sevk irsaliyesi, müstahsil makbuzu ve serbest meslek makbuzu ile aynı hukuki niteliklere sahip olduğu hükme bağlanmıştır.

“Uygulamaya Dahil Olma” başlıklı bölümde, e-İrsaliye, e-Müstahsil Makbuzu ve e-Serbest Meslek Makbuzu uygulamalarının zorunlu olmadığı ve 487 No’lu Tebliğ’de yer alan şartları sağlayan mükelleflerin istemeleri halinde 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren söz konusu uygulamalardan faydalanabilecekleri belirtilmektedir.

Düzenlenecek belgelerin düzenlenme usul ve şartlarına ilişkin detaylı açıklamalar ve belgelere konulacak amblem ve belge numarasına ilişkin teknik bilgiler yine Tebliğ’de yer almaktadır.

487 No’lu Tebliğe konu uygulamalar kapsamında kullanılacak olan belgelerin, 213 Sayılı Vergi Usul Kanunu, ilgili diğer kanun ve ilgili teknik kılavuz düzenlemelerinde yer alan usul ve esaslara uygun olması gerektiği ve bu usul ve esaslara aykırı biçimde belge düzenleyenler hakkında işledikleri fiilin türüne göre Vergi Usul Kanununda öngörülen cezaların uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

Tebliğlerin tam metnine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

486 No’lu Tebliğ

487 No’lu Tebliğ

Devamını Oku
AYM Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun Belirli Maddeleri İçin Yapılan Yürütmeyi Durdurma ve İptal Başvurusunu Reddetti

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nda (“KVKK”) yer alan bazı maddeler için yapılan yürütmeyi durdurma ve iptal başvurusu Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi. 124 milletvekilinin imzası ile açılan iptal davasında maddelerin temel olarak; belirsiz, geniş, sübjektif, yorumlayana göre değişebilecek ve ölçülülük ilkesine uymayan kurallar olduğu öne sürüldü. Mahkeme; uluslararası mevzuat, Avrupa Birliği mevzuatı ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası kapsamında yaptığı değerlendirme sonucunda maddelerin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetti. Kararın tam metni 23 Ocak 2018 tarihli ve 30310 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Dava dilekçesinde iptali istenen kuralların Anayasa’ya açıkça aykırı olduğu ve yürürlüğünün durdurulmaması halinde hukuk devleti yönünden giderilmesi olanaksız durum ve zararların ortaya çıkacağı belirtildi. İptal başvurusuna konu olan maddelerden dikkat çekenler aşağıdaki gibidir:

– Kişisel verilerin işlenme ilkelerinden biri olan “ilgili mevzuatta öngörülen veya işlendikleri amaç için gerekli olan süre kadar muhafaza edilme”ye ilişkin KVKK Md. 4/2(d)’de yer alan “işlendikleri amaç için gerekli olan” ibaresi,

– İlgili kişinin açık rızası aranmaksızın kişisel verilerinin işlenmesini mümkün kılan istisnalardan KVKK Md. 5/2(c), 5/2(ç), 5/2(e) ve 5/2(f),

– Özel nitelikli kişisel verileri sayan KVKK Md. 6/1’de yer alan “mezhebi” ve “kılık kıyafeti” ibareleri,

– Özel nitelikli kişisel verilerden sağlık ve cinsel hayat dışındaki kişisel verilerin, kanunlarda öngörülen hâllerde ilgili kişinin açık rızası aranmaksızın işlenebileceğini düzenleyen KVKK Md. 6/3,

– Kişisel verilerin üçüncü kişilere ve yurtdışına aktarılması bakımından diğer kanunlarda öngörülen halleri saklı tutan KVKK Md. 8/3 ve Md. 9/6,

– Kurul tarafından yapılacak incelemeler esnasında Kurul tarafından talep edilecek bilgi ve belgelerin sunulması yükümlülüğüne devlet sırları bakımından istisna getiren KVKK Madde 15/3’de “Devlet sırrı niteliğindeki bilgi ve belgeler hariç” ibaresi,

– “İşlenen kişisel verinin niteliği, sayısı, veri işlemenin kanundan kaynaklanması veya üçüncü kişilere aktarılma durumu gibi Kurulca belirlenecek objektif kriterler göz önüne alınmak suretiyle, Kurul tarafından, Veri Sorumluları Siciline kayıt zorunluluğuna istisna getirilebileceğini” düzenleyen KVKK Md. 16/2’nin ikinci cümlesi,

– KVKK Md. 24/3(b)’de yer alan ve yalnızca Kurulca gerekli görülen Kurul kararlarının kamuoyuna duyurulacağına dair düzenlemede “Kurulca gerekli görülenlerin” ibaresi,

– KVKK Md. 28 kapsamında KVKK hükümlerinin uygulanmayacağı belirtilen işleme hallerinden (ç) fıkrası kapsamında “Kişisel verilerin millî savunmayı, millî güvenliği, kamu güvenliğini, kamu düzenini veya ekonomik güvenliği sağlamaya yönelik olarak kanunla görev ve yetki verilmiş kamu kurum ve kuruluşları tarafından yürütülen önleyici, koruyucu ve istihbari faaliyetler kapsamında işlenmesi” istisnası.

Bu linke tıklayarak 2017/143 sayılı Anayasa Mahkemesi kararının tam metnine ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Kişisel Verileri Koruma Kurulu İki Önemli Karar Alarak İlk Defa Resmi Gazete’de Yayımladı

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“Kanun”) 19. Maddesi uyarınca kurulan Kişisel Verileri Koruma Kurumu’nun karar organı olan Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”), (i) rehberlik hizmeti veren internet sitelerinde/uygulamalarda kişisel verilerin korunması ve (ii) banko, gişe, masa gibi hizmet alanlarında kişisel verilerin korunması hakkında iki önemli karar aldı ve ilgili kararlar 25 Ocak 2018 tarihli ve 30312 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı.

Yayımlanan 2017/61 sayılı Kurul kararı kapsamında, Kanun ve ilgili mevzuatta dayanağı olmaksızın telefondan isim ya da isimden telefon sorgulamaya imkân veren kurum ve uygulamaların faaliyetlerine son vermeleri, aksi takdirde idari ve cezai yaptırımla karşılaşacakları belirtildi. Bu kapsamda ilgili kararda kişisel verilerin işlenebilmesi için söz konusu kişisel veri işleme faaliyetinin Kanun Madde 5 ve Madde 6 kapsamında veri işleme şartlarından birini taşıması ve veri işleyen kişinin Kanun’da öngörülen diğer yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğinin altı çizilmiştir.

Yayımlanan 2017/62 sayılı Kurul kararı kapsamında ise, banka ve gişeler aracılığı ile hizmet veren kurum ve kuruluşların banko ve gişelerde yalnızca yetkili kişileri bulundurması ve banko ve gişelerde hizmet alan vatandaşların birbirlerinin kişisel verilerini duymamaları, işitmemeleri ve görmemeleri için gerekli teknik ve idari tedbirleri almaları gerektiğine karar verildi. Kararın özellikle banka ve sağlık sektöründeki kuruluşlarda uygulanması gerektiği belirtildi.

Bu linke tıklayarak 2017/61 sayılı Kurul kararının, bu linke tıklayarak ise 2017/62 sayılı Kurul kararının tam metnine ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Katma Değer Vergisi Kanunu’nda Değişik

25 Ekim 1984 tarihli ve 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nda (“KDV Kanunu”) değişiklikler yapan 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Torba Kanun”) 30261 sayılı ve 5 Aralık 2017 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Torba Kanun ile vergi sorumlusunun ele alındığı maddeye ekleme yapılmaktadır. Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olup, yapılan değişiklik uyarınca Türkiye’de ikametgâhı, işyeri, kanuni merkezi ve iş merkezi bulunmayanlar tarafından katma değer vergisi mükellefi olmayan gerçek kişilere elektronik ortamda sunulan hizmetlere ilişkin katma değer vergisi, bu hizmeti sunanlar tarafından beyan edilip ödenecektir. Elektronik ortamda sunulan hizmetlerin kapsamı ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları ise Maliye Bakanlığı tarafından belirlenecektir. Söz konusu hüküm 1 Ocak 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Bir diğer değişiklik KDV Kanunu’nun istisnalara ilişkin maddesinde yapılmıştır. Bu değişikliğe göre uluslararası roaming anlaşmaları çerçevesinde yurt dışından alınan roaming hizmetleri ile bu hizmetlerin Türkiye’deki müşterilere yansıtılması istisna olarak değerlendirilmiştir.

Ayrıca bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin bankalara devir ve teslimleri önceki düzenleme istisna kapsamında ele alınmakta olup, Torba Kanun’un getirdiği değişiklik ile bankaların yanına finansal kiralama ve finansman şirketleri de eklenmiştir.

Son olarak, KDV Kanunu’na Geçici Madde 38 eklenmiş ve bu maddenin yürürlüğe girdiği 5 Aralık 2017 tarihinden itibaren düzenlenen sözleşmelere istinaden Milli Eğitim Bakanlığı tarafından Eğitimde Fırsatları Artırma ve Teknolojiyi İyileştirme Hareketi Projesi kapsamında yapılan mal ve hizmet alımlarında uygulanmak üzere birçok istisna ve muafiyet getirilmiştir. 

Torba Kanun’un tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Vergi Usul Kanunu’nda Tebligat Usullerine İlişkin Değişiklikler Yapıldı

5 Aralık 2017 tarihinde yayımlanan 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Torba Yasa”) ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda (“Kanun”) değişiklikler yapıldı. Yapılan değişiklikler mükelleflerin bilinen adreslerini, tebligat ve tebellüğ esaslarını ve elektronik yolla bildirim ve veri girişlerini kapsamakta olup, Maliye Bakanlığı’na sağlanacak bilgi ve belgelerin elektronik olarak aktarımına imkân sağlanmıştır.

Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişiklikler aşağıdaki gibidir:

– Kanun’un 101. Maddesinde yapılan değişiklik ile mükelleflerin adres kayıt sisteminde (MERNİS) kayıtlı adresleri vergi konuları bakımından tebligata elverişli olan “bilinen” adresler arasında sayılmıştır. MERNİS adresi ile beraber mükellefin işe başlamada ya da adres değişikliğinde bildirdiği iş adresi, yoklama fişinde ya da ilgilinin rızasıyla yetkili memurlarca tutanakla tespit edilen adresleri de MERNİS adresi ile birlikte bilinen adresler arasında sayılmaya devam edilmiştir.

– Kanun’un 102. Maddesinde yapılan değişiklik ile tebellüğ usullerinde düzenleme yapılmıştır. Buna göre değişiklik öncesinde muhatabın imza ile ya da parmak basarak tebellüğ edebilmesi imkânı devam etmekte olup; artık muhatabın tebellüğden imtina etmesi halinde, posta memuru durumu tebliğ alındısı üzerine şerh düşerek evrakı tebliği yaptıran idareye geri teslim edecek ve tebliğ, imtina tarihinde yapılmış sayılacaktır. Yine madde ile mükellefe tebliğ edilemeyen belgelerin yeniden tebliğe çıkarılmasına dair usullerde düzenlemeler yapılmıştır.

– İlan yolu ile tebliğ yapılabilmesine dair hükümlere ek iki koşul daha eklenmiştir. Muhatap yabancı memlekette ise, muhatabın bilinen adresi yoksa ilanen tebliğ yapılabilirken, artık muhatabın MERNİS’te kayıtlı adresi de yoksa, ya da başkaca sebeplerden tebliğ yapılamazsa, ilan yoluyla tebliğ yapılacaktır.

– Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 257. Maddesinde yapılan değişiklikler ile Maliye Bakanlığı, Kanun’un 149. maddesine göre devamlı verilmesi gereken bilgilerin, beyanname, bildirim, yazı, dilekçe, tutanak, rapor, vb. belgelerin, internet de dahil olmak üzere elektronik ortamda güvenli elektronik imza kullanılarak verilmesine imkan sağlayacak düzenlemeler yapabilecektir. Aynı şekilde Maliye Bakanlığı da düzenlediği evrakı ve işlem sonuçlarını ilgililere benzer yollardan tebliğ edebilecektir.

– Kanun’un 157. Maddesi’nde yapılan değişiklik ile mükelleflerin ikamet adresi değişikliklerini bildirme zorunluluğu kaldırılmıştır. Yalnızca iş adreslerindeki değişiklikleri bildirmeleri yeterli olacaktır.

7061 Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 5 Aralık 2017 tarih ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanmış ve yürürlüğe girmiştir. Kanun’un tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Sermaye Piyasası Kurulu Tarafından Bilgi Sistemleri Yönetim ve Denetimine İlişkin Usul ve Esaslar Açıklandı

Sermaye Piyasası Kurulu bilgi sistemleri yönetim ve denetimine ilişkin usul ve esasları açıkladı. Bilgi sistemlerine ilişkin düzenlemeler halka açık ortaklıklar, portföy saklayıcı kuruluşlar, emeklilik yatırım fonları dâhil olmak üzere çeşitli sermaye piyasası kuruluşları açısından uygulanacaktır. Düzenlemeler ile bilgi sistemlerinin güvenliği, denetimi ve yönetimine ilişkin kurallar belirlenmiş, yönetim kurulu tarafından onaylanacak bilgi güvenliği politikası gibi zorunluluklar getirilmiştir.

Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği (VII-128.9) ve Bilgi Sistemleri Bağımsız Denetim Tebliği (III-62.2) 5 Ocak 2018 tarih 30292 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Aşağıda yer alan kurumlar, kuruluş ve ortaklıklar Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği’nde düzenlenen kurallara uymakla yükümlüdür:

– Halka açık ortaklıklar,

– Emeklilik yatırım fonları,

– Portföy saklayıcısı kuruluşlar,

– Sermaye piyasası kurumları,

– BORSA İstanbul A.Ş.,

– Borsalar, piyasa işleticileri ve teşkilatlanmış diğer pazar yerleri,

– İstanbul Takas ve Saklama Bankası A.Ş.,

– Merkezi Kayıt Kuruluşu,

– Sermaye Piyasası Lisanslama Sicil ve Eğitim Kuruluşu

– Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği,

– Türkiye Değerleme Uzmanları Birliği.

Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği ile söz konusu kurum, kuruluş ve ortaklıklara aşağıdaki yükümlülükler getirilmiştir:

– Bilgi sistemleri stratejilerini iş hedefleriyle uyumlu hale getirerek sistemin etkinliğini ve sürekliliğini sağlamak,

– Bilgi sistemlerinin güvenliğini sağlamak,

– Sızma testinin yanı sıra, yılda en az bir kez risk analizi gerçekleştirmek,

– Bilgi sistemleri aracılığıyla edindiği veya sakladığı müşteri bilgilerinin gizliliğini sağlamaya yönelik kontrolleri tesis etmesi,

– Faaliyetlerini destekleyen bilgi sistemlerinin sürekliliğini sağlamak üzere bilgi sistemleri süreklilik planını hazırlaması ve bu çerçevede ikincil sistemlerini tesis etmesi, birincil ve ikincil sistemlerini yurt içinde bulundurması.

Ek olarak, Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği uyarınca, kurum, kuruluş ve ortaklıkların yönetim kurulu tarafından onaylanacak bir bilgi güvenliği politikası olması zorunludur. Bilgi güvenliği politikasının uygulanması üst yönetimin sorumluluğundadır. Söz konusu Tebliğ ile Üst Yönetim’in görevleri aşağıdaki gibi belirlenmiştir:

– Yeni bilgi sistemlerinin uygulanabilirliğine ilişkin kritik projelerin değerlendirilmesi ve sürece ilişkin gerekli kaynakların tahsis edilmesi,

– Bilgi güvenliği politikalarının her yıl incelenerek onaylanması,

– Bilgi güvenliği ihlallerinin incelenerek yıllık değerlendirme yapılması,

– Bilgi sistemlerine ilişkin risklerin tespiti, risklerin azaltılmasına yönelik risk yönetimi faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi,

– Dış kaynak yoluyla alınacak hizmetlere yönelik gözetim mekanizması oluşturulması.

Bilgi Sistemleri Bağımsız Denetim Tebliği ile, bilgi sistemlerinin bağımsız bir denetçi tarafından düzenli olarak denetlenmesi zorunlu tutulmuştur. Kapsam dahilindeki kurum, kuruluş ve ortaklıklar için farklı periyodlarda denetim yükümlülüğü getirilmiştir:

Bilgi Sistemleri Bağımsız Denetim Tebliği’ne tabi diğer kurum ve kuruluşlar için ise bilgi sistemleri yönetim ilkelerine uyum öngörülmekle birlikte, bilgi sistemlerine ilişkin periyodik bağımsız denetim yaptırma zorunluluğu getirilmemiştir.

5 Ocak 2018 tarih 30292 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan ve yayımı tarihinde yürürlüğe giren ilgili Tebliğlerin tam metnine:

– Bilgi Sistemleri Yönetimi Tebliği (VII-128.9) için bu linkten,

– Bilgi Sistemleri Bağımsız Denetim Tebliği (III-62.2) için bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Maden Faaliyetleri Bakımından Yeni Teşvikler Getirildi

3213 sayılı Maden Kanunu’nda (“Kanun”) değişiklik yapılarak yeni maden teşvikleri getirildi. Ayrıca, arama faaliyetleri ve ruhsat izinleri ile ilgili süreçlerde değişiklikler yapıldı.

Kanun’da değişiklik yapan 7061 sayılı Bazı Vergi Kanunları ile Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Değişiklik Kanunu”) ile getirilen önemli değişiklikleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür;

Maden teşvik tedbirleri

– İşletme izni düzenlendiği tarihten başlamak üzere, ilk on yıl süreyle:

– II. Grup ve IV. Grup maden sahaları için ve,

– İhtisaslaşmış Devlet kuruluşları ile bunların bağlı ortaklıklarına kanun kapsamında devredebilen maden sahaları ile bu kuruluşlar ve bunların bağlı ortaklıkları ile Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından ihale edilecek maden sahaları için,

6831 sayılı Orman Kanunu (“Orman Kanunu”) kapsamında ağaçlandırma bedeli hariç, artık herhangi bir bedel alınmayacaktır.

– Grup işletme izinli maden ruhsat sahalarının cinsi, rezervi, bulunduğu bölge, tenörü, istihdamı, yatırım ve ülke ihtiyaçları dikkate alınarak ara ve uç ürün üretmek şartıyla, bu ruhsatlardan işletme izni düzenlendiği tarihten başlamak üzere, 10 yıl süreyle Orman Kanunu kapsamında ağaçlandırma bedeli hariç diğer bedellerin alınıp alınmayacağını Bakanlar Kurulu belirleyecektir.

– Yukarıda belirtilenler dışındaki sahalarda işletme izni düzenlendiği tarihten başlamak üzere ilk 10 yıl süreyle Orman Kanunu’na göre alınan arazi izin bedelinin %50’si alınacaktır.

Arama faaliyetleri

– Aşağıdaki durumlarda artık arama ruhsatı iptal edilecektir;

– Genel arama dönemi sonuna kadar ön arama ve genel arama faaliyet raporları ile yatırım harcama kalemlerine ait belgelerin Enerji ve Tabii Kaynaklar Maden İşleri Genel Müdürlüğüne verilmemesi.

– Verilen ek sürede eksikliklerin giderilmemesi veya verilen belgelerin uygun görülmemesi.

– İlgili mevzuat kapsamında diğer kurumların, ruhsat sahibinin gerekli izinlere ilişkin başvurusunu olumsuz sonuçlandırması veya bu izinlerin ruhsat sahibinden kaynaklanan nedenlerle alınamaması.

İşletme ruhsatının sağladığı ilk beş yıllık dönemde;

– Ruhsat sahiplerine artık üretimin en az olduğu herhangi üç yılında yaptığı toplam üretim miktarının, projede beyan edilen bir yıllık üretim miktarının %30’undan az olması durumunda, idari para cezası verilecektir.

– Bu idari para cezasının uygulanmasından başlamak üzere, geriye doğru üç yıllık dönemlerde yaptığı toplam üretim miktarı projede beyan edilen yıllık üretim miktarının %30’undan daha az olması durumunda ruhsat sahiplerine 50.000 Türk lirası idari para cezası verilecektir.

– Beş yıl içerisinde lisans sahibine iki defa idari para cezası uygulanması halinde ise ruhsat iptal edilecektir.

Değişiklik Kanunu 5 Aralık 2017 tarihli ve 30261 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup aynı tarihte yürürlüğe girmiştir. Değişiklik Kanunu’nun tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2017 – 2023 Resmi Gazete ’de Yayımlandı

Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı 2017 – 2023 (“Eylem Planı”) ile ilgili 29 Aralık 2017 tarihli ve 2017/50 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı, 2 Ocak 2018 tarihli ve 30289 sayılı Resmi Gazete ‘de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Eylem Planı bina ve hizmetler, enerji, ulaştırma, sanayi ve teknoloji, tarım ve bütün sektörleri ilgilendiren yatay konulara yönelik toplam 55 eylemi kapsamaktadır. Eylem Planı’nın temel hedefi; enerji kaynaklarını ve doğal kaynakları verimli ve çevreye duyarlı şekilde değerlendirmek ve ülke refahına en yüksek katkıyı sağlamaktır. Bu doğrultuda da, Türkiye’nin birincil enerji tüketiminde 23,9 MTEP azaltım sağlanması hedeflenmektedir. Tasarrufun sağlanabilmesi içinse 10,9 milyar dolar yatırım yapılması öngörülmektedir.

Eylem Planı’nda yer alan başlıca eylemler aşağıdaki gibidir:

– Bina ve Hizmetler Sektöründe,

– “Merkezi ve Bölgesel Isıtma/Soğutma Sistemlerinin Kullanımının Özendirilmesi”

– “Binalarda Yenilenebilir Enerji ve Kojenerasyon Sistemlerinin Kullanımının Yaygınlaştırılması”

– Enerji Sektöründe,

– “Kojenerasyon ve Bölgesel Isıtma- Soğutma Sistemlerinin Potansiyelinin Belirlenmesi ve Yol Haritasının Hazırlanması”

– Ulaştırma Sektöründe

– “Enerji Verimli Araçların Özendirilmesi”

– “Şehirlerdeki Trafik Yoğunluğunun Azaltılması: Otomobil Kullanımının Azaltılması”

Eylem Planı’nda, bina ve hizmetler sektörüne ilişkin olarak, bölgesel ısıtma sistemlerine geçilmesi, bu şekilde çevrenin korunması planlanmaktadır. Bu nedenle, yeni yapılan toplu konutlarda yenilenebilir enerji destekli kojenerasyon sistemleri ile ısıtma/ soğutma zorunlu olacaktır. Mevcut binalar içinse, yenilenebilir enerji kullanımına geçilmesine yönelik idari süreçler hızlandırılacaktır.

Eylem Planı ulaştırma sektörüne ilişkin olarak da farklı uygulamalar getirilmesi hedeflenmektedir. Bu kapsamda, otomobillerin şehir merkezlerine girişini sınırlayan caydırıcı önlemler alınması planlanmaktadır. Örneğin, Eylem Planı uyarınca şehir merkezlerindeki park ücretlerinin artırılması ve akıllı park alarmı sistemlerinin kurulması hedeflenmektedir. Ortak araç kullanımını özendirmek de hedeflenen bir diğer konudur. Bu kapsamda ulusal ve uluslararası finans desteklerinden yararlanılması, ayrıca yerel yönetimler ile işbirliği yapılarak çalışanların toplu taşımayı kullanması özendirilmesi hedeflenmektedir.

2017/50 Sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararı, 2 Ocak 2018 tarihli ve 30289 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Karar’ın tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Petrol Piyasasında Atık İşleme Lisansına İlişkin Yeni Düzenlemeler Yapıldı

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 7 Aralık 2017 tarih ve 7492 sayılı Kararı (“Karar”) ile 20 Temmuz 2006 tarih ve 836 sayılı Petrol Piyasasında Faaliyet Gösteren İlgili Lisans Sahiplerine Ait Tesislerde Numune Kabı Bulundurma Yükümlülüğü Getirilmesine İlişkin Karar ile 31 Mayıs 2011 tarih ve 3242-2 sayılı Petrol Piyasasında Lisans Başvurusu Açıklamalarına İlişkin Kurul Kararı’nda bazı değişiklikler yapılmıştır.

Yapılan düzenlemeler ile özellikle atıktan akaryakıt üretimi için yapılan lisans başvurularında teslim edilecek tesis bilgi dosyasının içeriği belirlenmiş olup ayrıca dağıtıcı veya rafinericilerle yapılacak sözleşmelerin, üretimde kullanılacak atıkların teminine ilişkin sözleşmelerin ve eğer ulusal marker eklemesi yapılacaksa buna ilişkin cihaz beyanının başvurulara ekleneceği düzenlenmiştir.

Karar ile ayrıca petrol piyasasında faaliyet gösteren atık işleme lisansı sahiplerinin de rafinerici, dağıtıcı vb. diğer ilgililer gibi tesislerinde bulunan her bir depo, tank vb. için en az dört adet numune kabı bulundurması gerekliliği düzenlenmiştir.

Karar’ın tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Başbakanlık Genelgesi ile Yerlileştirme Yürütme Kurulu Kuruldu

Türk sanayisinin ithalat bağımlılığını azaltacak, rekabet gücünü artıracak programların hayata geçirilmesi amacıyla çalışmalar yürütmek üzere ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı başkanlığında, Bilim Sanayi ve Teknoloji; Ekonomi, Gümrük ve Ticaret; Kalkınma ve Maliye Bakanları ile gündemdeki konulara göre ilgili bakanların katılımı ile Yerlileştirme Yürütme Kurulu (“Kurul”) oluşturuldu. Kurulun sekretarya hizmetleri Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Müsteşarı tarafından gerçekleştirilecek.

Söz konusu Kurul’un çalışmaları ile ortak akıl oluşturulması, yurtiçi sanayimizin uluslararası pazarlara entegre olarak geliştirilmesi, orta-yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin sanayi ve ihracatımız içerisindeki payının artırılması hedeflemektedir.

2018/1 sayılı Genelge 24 Ocak 2018 tarihli 30311 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. 2018/1 sayılı Genelgenin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Şeker Kurumu ile Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu Kapatıldı

Tütün, alkol ve şeker piyasalarına yönelik düzenleyici kurumlar olan Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu ile Şeker Kurumu kapatıldı. Kapatılan kurumların daha önce yürütmekte oldukları görevler ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı’na devredildi.

Şeker Kurumu 10 yılı aşkın bir süredir şeker üretimi, kotaların belirlenmesi, şekerin ihracı ve ithali konularında düzenleyici görevlerini yürütmekteydi. Son değişiklikle beraber kapatılan Şeker Kurumu’nun bu görevleri ile hak ve yükümlülükleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na devredildi.

Tütün ve alkol üretimi, satışı, ithali ve ihracı konularındaki izinler Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’ndan (“TAPDK”) alınmaktaydı. TAPDK’ın bu görevleri ile beraber hakları ve yükümlülükleri Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na devredildi. Ancak TAPDK’ın yürütmekte olduğu tütün ve alkolün zararlarının önlenmesine yönelik görevleri Sağlık Bakanlığı’na devredildi.

Diğer kanunlarda Şeker Kurumu’na yahut TAPDK’a yapılmış atıflar, ilgisine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na ya da Sağlık Bakanlığı’na yapılmış sayılacaktır.

Kapatılan Şeker Kurumu ve TAPDK tarafından yapılmış işlemler, ilgili bakanlık – ilgisine göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yahut Sağlık Bakanlığı – tarafından başka bir işlem yapılana kadar geçerliliğini koruyacaktır.

İlgili bakanlık, Şeker Kurumu ve TAPDK’ın kapatılmadan önce akdetmiş olduğu sözleşmelerin halefi olacaktır. Ayrıca bu idari otoritelerin taraf sıfatını haiz olduğu dava ve icra takiplerinde ilgili bakanlık başkaca bir işleme gerek olmaksızın taraf sıfatını kazanacaktır.

Şeker piyasası ile tütün ve alkol piyasasına ilişkin ilgili değişiklikler, 24 Aralık 2017’de 30280 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 72 ila 74. ve 76 ila 82. maddelerinde yer almaktadır. Tam metni görmek için lütfen linkte bulunan Kanun Hükmünde Kararname’yi inceleyiniz.

Devamını Oku
Organik Tarım Usul ve Uygulamalarına İlişkin Değişiklikler Yapıldı

Organik tarım usul ve uygulamalarına ilişkin değişiklikler yapıldı. Önemli değişiklikler arasında su ürünleri yetiştiriciliğinde organik su ürünlerinin bulunmaması halinde organik olmayan su ürünleri ile stok yenilemenin mümkün olması yer almaktadır. Ayrıca, vergiye tâbi olmayan çiftçilerden satın alınan organik ürünler için müstahsil makbuzu düzenlenmesi kuralı getirildi.

10 Ocak 2018 tarihli ve 30297 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) ile Organik Tarımın Esasları ve Uygulanmasına İlişkin Yönetmelik’in çeşitli maddelerinde değişiklikler yapıldı. Değişiklik Yönetmeliği uyarınca;

– Su ürünleri yetiştiriciliğinde aşağıdaki durumlar nedeniyle yüksek ölümlerin olması ve organik olarak yetiştirilen su ürünleri bulunmaması halinde, organik olmayan su ürünleri ile stok yenilenebilecek veya yeniden oluşturulabilecek:

– Doğal afet,

– Kötü iklim koşulları,

– Müteşebbisin sorumlu tutulamayacağı su ürünleri hastalıkları, su kalitesi/miktarındaki ani değişiklikler veya üretim tesisinde meydana gelen arıza veya tahribat.

Ancak bu durumda, su ürünleri stokunun, üretim döngüsünün en az son üçte ikisini organik su ürünleri yetiştiriciliğinde geçirmesi şartı getirildi.

– Vergiye tâbi olmayan çiftçilerden satın alınan organik ürünler için vergiye tabi çiftçilerin ve toptancıların müstahsil makbuzu düzenlemeleri kuralı getirildi.

– Üretici grubuna, organik tarım faaliyetini tüzel kişiliği haiz kurum ve kuruluşlar altında yapma zorunluluğu getirildi.

– Yönetmeliğin önceki halinde, bir sürünün büyütülmesi ve/veya sürünün yenilenmesi için organik olarak üretilen hayvanların bulunmaması halinde her yıl, mevcut sürüde bulunan hayvanların belirli oranlarda konvansiyonel hayvancılık yapan işletmelerden getirilmesine Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı (“Bakanlık”) onayı ile izin veriliyordu. Değişiklik Yönetmeliği ile bundan sonra söz konusu hayvanlara geçiş süreci uygulanması düzenleme altına alındı.

– Yönetmeliğin önceki halinde yer alan “Organik etlik piliç yetiştiriciliğinde yavaş gelişen genotiplerin kullanılması durumunda asgari kesim yaşı 72 gündür.” ibaresi yürürlükten kaldırıldı.

– Değişiklik Yönetmeliği uyarınca ürün etiketleri aşağıdakileri ihtiva etmek zorunda:

– “Organik” ibaresi

– Ürünlerin;

– Yönetmeliğe uygun olarak üretildiği veya

– Yönetmeliğe uygunluğunun kontrol edilerek yeniden sertifikalandırıldığını belirten ibare (ithal edilen ürünlerde)

– Bakanlık kontrollerine ilişkin yeni usuller belirlendi.

İlgili Değişiklik Yönetmeliğinin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku