Sayı 67: 27 Haziran 2018
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Taşınır Rehnine İlişkin Düzenlemelerde Değişiklikler Yapıldı

Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliği, Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelik ve Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelik’te yapılan ve 22 Mayıs 2018 tarihli ve 30428 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan değişiklikler ile taşınır rehnine ilişkin yeni düzenlemeler getirildi.

Önem arz eden değişiklikler aşağıdaki gibidir:

– Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş taşınmaz varlıkların rehnedilmiş sayılmayacağı açıkça düzenlenmiştir.

– Aşağıdaki sebeplerden birinin var olması hâlinde bir taşınırın rehinli olduğunu bilmeyen veya bilmesi gerekmeyen iyi niyetli üçüncü kişinin iyi niyeti korunur:

– Üçüncü kişinin kanuna göre sicili incelemekle yükümlü olmaması

– Üçüncü kişinin rehin sözleşmesi taraf ehliyetine sahip olmaması

– Rehne konu edilecek varlıklar maddesine “benzeri her türlü taşınır varlık ve hak” bendi eklenerek, rehne konu edilebilecek varlıkların kapsamı genişletilmiştir.

– Rehin konusu taşınır varlığın ayırt edici özelliği yoksa, bu varlığın genel olarak belirlenmesine yarayan niteliklerinin rehin sözleşmesinde belirtilmesi zorunlu hale gelmiştir.

– Rehin sözleşmesinin sicile tescilinden sonra alacak için zamanaşımı işlemeyeceği yönündeki düzenleme kaldırılmıştır.

– Alacağın son bulması hâlinde rehin sözleşmesinin terkin talebi, değişiklikten önce üç iş günü içinde rehin alacaklısı tarafından yapılırken; terkin talebinin yabancı hukuka tâbi rehin alacaklısı tarafından yapılması halinde 30 iş günü, Türk hukukuna tâbi rehin alacaklısı tarafından yapılması halinde ise 15 iş günü içinde yapılması şekilde değiştirilmiştir.

– Rehin sözleşmesinde yer alacak unsurlar arasından “temerrüt halinde mülkiyeti devralma hakkının kullanılacağı kaydı” çıkarılmıştır.

– Değer tespiti istenecek haller arasından rehinli varlığın işlenmesi, başka bir varlık ile birleşmesi veya karışması halleri çıkarılmıştır.

– İş makineleri üzerinde tesis edilen rehin haklarının ilgili sicil tarafından sicil merkezine bildirilmesi uygulaması kaldırılmıştır.

22 Mayıs 2018 tarihli ve 30428 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmeliklere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz:

Rehinli Taşınır Sicili Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Ticari İşlemlerde Rehin Hakkının Kurulması Ve Temerrüt Sonrası Hakların Kullanılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Ticari İşlemlerde Taşınır Varlıkların Değer Tespiti Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik

Devamını Oku
Doğrudan Yabancı Yatırımcılar İçin Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi Sistemi Esasları Belirlendi

Onay sistemi yerine bilgilendirme sistemini benimseyen doğrudan yabancı yatırım düzenlemeleri kapsamında, Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği yabancı sermayeli şirketlerin sermaye yapıları ya da faaliyetleri hakkında kimi kamu kurum ve kuruluşlarını bilgilendirmelerini zorunlu kılmaktadır.

Ekonomi Bakanlığı’nın doğrudan yabancı yatırımcılar için öngördüğü elektronik sistemi düzenleyen Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu Uygulama Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 1 Haziran 2018’de 30348 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu çerçevede Elektronik Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Bilgi Sistemi (“e-TUYS”) adlı sistem, genel itibarıyla kamu kurumlarının belli konularda bilgilendirilebilmeleri ekseninde işletilecek.

Yabancı sermayeli şirketler, kendi adlarına e-TUYS üzerinden gerekli bilgilendirme işlemlerini yürütecek olan kullanıcıların yetkilendirilmesi için Teşvik Uygulama ve Yabancı Sermaye Genel Müdürlüğü’ne (“Genel Müdürlük”) başvurma zorunluluğu altındalar.

Kullanıcıların e-TUYS sistemine giriş yapabilmeleri ve işlemlerini yürütebilmeleri için elektronik sertifika hizmet sağlayıcılardan nitelikli elektronik sertifika edinme yükümlülüğü getirildi.

Kanun kapsamındaki yabancı sermayeli şirketler, kullanıcılarının nitelikli elektronik sertifikaları üzerinden aşağıdaki bilgi girişi ve güncelleme işlemlerini yapmakla yükümlü hale geldiler:

– Yetkilendirme işleminin ardından bir ay içerisinde e-TUYS’a giriş yaparak sistem üzerindeki “Yatırımcı”, “Ortaklar Listesi” ve “Bağlı Ortaklıklar” bölümlerindeki gerekli bilgi girişlerini yapmak,

– Yıllık bazda en geç her yıl Mayıs bitiminde sisteme girişi sağlanmak üzere faaliyetlerine ilişkin Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Faaliyet Bilgi Formunu güncelleyerek sisteme gerekli bilgi girişlerini yapmak,

– Sermaye artırımı ya da sermaye azaltımı hallerinde “Ortaklar Listesi”ni güncelleyerek söz konusu sermaye değişikliklerinin meydana gelmesi akabinde bir ay içerisinde gerekli bilgi girişlerini yapmak,

– Mevcut yerli ya da yabancı ortakların kendi aralarında ya da şirket dışında yapacakları pay devirlerinde “Ortaklar Listesi”ni güncelleyerek pay devirlerinin bedellerinin ödendiği tarihten itibaren bir ay içerisinde gerekli bilgi girişlerini yapmak,

– Sermaye artırımı ya da hisse devri hallerinde ödeme yapılması durumunda Doğrudan Yabancı Yatırımlar İçin Sermaye Bilgi formunun güncellenerek ödeme tarihinden itibaren bir ay içerisinde gerekli bilgi girişlerini yapmak.

Öte yandan, yerli sermayeli olmaları hasebiyle Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu kapsamında olmayan şirketler de sermaye artırımı ya da pay devri suretiyle şirkete bir yabancı yatırımcının katılması halinde e-TUYS’a giriş yaparak sistem üzerindeki “Yatırımcı”, “Ortaklar Listesi” ve “Bağlı Ortaklıklar” bölümlerindeki gerekli bilgi girişlerini yapmakla yükümlü hale geldiler.

Yönetmeliğin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yeni Yönetmelik Yayınlandı

Maden Bölgelerine ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelik (“Yönetmelik”) 23 Mayıs 2018 tarihli ve 30429 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak, yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik ile, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına (“Bakanlık”) bağlı Maden İşleri Genel Müdürlüğü (“Genel Müdürlük”) tarafından hazırlanacak plan ve proje çerçevesinde, aşağıdaki şartlardan en az birinin varlığı halinde Maden Bölgeleri ilan edilecektir;

– Ruhsatların birbirine bitişik ve/veya yakın olması nedeniyle açık işletmenin şev açısı ve basamaklarının tehlike arz etmesi,

– Maden işletmelerinin, ruhsat sınırına dayanması nedeniyle işletme projelerinin ayrı ayrı uygulanmasının işletme güvenliği açısından risk oluşturması ve verimli işletilememesi,

– Birden fazla işletme ruhsatında; işletme esnasında, nakliyede, patlatmada, kırma-elemede ve benzeri faaliyetlerde toz, partikül gibi hususların emisyon değerlerinin yıllık ölçüm ortalamasının çevre standart limitlerinin üzerinde olması,

– Yerleşim alanına, imar planlarına yakınlığı ve çevresel etkileri nedenleriyle ruhsatlarda ortak işletmeye ihtiyaç duyulması.

Ruhsatların birleştirilmesi, maden bölgesindeki ruhsatların toplam eşdeğer rezervinin en az yarısına tekabül eden kısmını temsil eden en az iki ruhsat sahibinin verilen süre içerisinde ruhsat birleştirme taahhütnamesini imzalayarak Genel Müdürlük’e ibraz etmeleri halinde gerçekleştirilir. Aksi takdirde, maden bölgesi içerisindeki tüm ruhsatlar iptal edilir.

Yönetmelik’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik Yapıldı

Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile beşerî tıbbi ürünlerin ve takviye edici gıdaların üretiminin, veteriner tıbbi ürünlerin üretim sahalarında yapılması konusunda esneklik sağlanmıştır.

Veteriner Tıbbi Ürünler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) 17 Mayıs 2018 tarih ve 30424 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değişiklik Yönetmeliği ile veteriner tıbbi ürünlerin üretiminin yapılmasına Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından izin verilen üretim sahalarında,

– Üretici tarafından çapraz bulaşma riskini engelleyici tedbirlerin alınması ve

– Bu tedbirlerin Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü tarafından uygun bulunması şartıyla

uygun formda ve sınıfta beşerî tıbbi ürünler ile takviye edici gıdalar üretilebilecektir.

Değişiklik Yönetmeliği’ne göre ayrıca, canlı etkenlerle çalışılan üretim alanları beşerî ve veteriner tıbbi ürünler için ortak alan olarak kullanılamayacaktır.

Değişiklik Yönetmeliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi Taşınmazlara Konulan Hacizleri ve Bunların Mülkiyet Hakkı Bakımından Sonuçlarını Değerlendirdi

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun, satış vaadi sözleşmesine konu hacizli taşınmazın tapuda kendisine devredilmeden önce icradan satılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia ettiği başvuruyu reddetti. Anayasa Mahkemesi kararında, haciz şerhinin satış vaadi sözleşmesi akdedilmeden önce tapuya şerh edilmiş olması, tapu sicilinin açıklığı ilkesi kapsamında başvurucunun hacizleri bilebilecek ve taşınmazın icra yoluyla satışı riskini öngörebilecek durumda olması karşısında artık iyi niyetli kabul edilemeyeceği gerekçelerine yer verdi.

Başvurucu, üzerinde bir vergi dairesi lehine hacizler bulunan taşınmaz için 1998 yılında satış vaadi sözleşmesi akdetmiş; satış vaadi tapu kaydına 1999 yılında şerh edilmiştir.

Başvurucu, tapuda satış işleminin gerçekleşmemesi üzerine 2001 yılında taşınmazın kendisine ait olduğunun tespiti için dava açmıştır. Asliye hukuk mahkemesi bu dava kapsamında, taşınmazın başvurucuya ait olduğunun tespitine karar vermiştir.

Taşınmaz üzerinde lehine hacizler bulunan vergi dairesi, 2009 yılında taşınmazın satışa çıkarıldığını başvurucuya bildirmiştir. Başvurucu, 2009 yılında vergi mahkemesinde, satış vaadi sözleşmesi kapsamında mülkiyetinin kendisine ait olduğu yargı kararıyla tespit edilen taşınmaza yönelik olarak vergi dairesince yapılan satış ilanı, şartname ve öncesindeki işlemlerin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.

Vergi mahkemesi satış işleminin iptaline karar vermiştir. Danıştay ise hacizli olarak satış vaadi sözleşmesine konu edilen taşınmazın üzerindeki haczin kaldırılmadığı veya yargı kararıyla iptal edilmediği dikkate alındığında, kamu alacağının tahsili amacıyla taşınmazın satışının mümkün olduğunu belirtmek suretiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Başvurucu, Anayasa Mahkemesi nezdinde, mülkiyetin kendisine ait olduğuna hükmeden yargı kararına rağmen taşınmazın icradan satılması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.

Anayasa Mahkemesi, satış vaadi sözleşmesi ve yargı kararı uyarınca, başvurucunun mülkiyeti edinme yolundaki meşru beklentisinin mülkiyet hakkı koruması kapsamına girdiğine hükmetmiştir. Bununla birlikte, Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının Anayasa’da sınırsız bir hak olarak düzenlenmediğini, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunla sınırlandırılabileceğini belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, tapu siciline şerh edilerek herkes tarafından bilinebilir kılınan kısıtlamalardan haberi olan üçüncü kişilerin

– İyi niyetli olarak değerlendirilemeyeceğini,

– buna rağmen tasarrufta bulunmaları halinde kendi kusurlarının sonuçlarına katlanmaları gerektiğini

belirtmiştir.

Anayasa Mahkemesi, somut olayda mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında olması gereken adil denge bozulmadığı için müdahaleyi ölçülü bulmuş ve başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir.

Bu linke tıklayarak Anayasa Mahkemesi kararının tam metnine ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yemek Kartları ile İlgili Düzenlemeler Getirildi

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı (“Bakanlık”) çalışanların yararlanacağı yemek kartı hizmetiyle ilgili olarak yeni düzenlemeler getirdi. Yeni düzenlemelerle birlikte yemek kartlarına ilişkin ödeme süreleri ve yemek kartı kuruluşları ile perakende işletmeler arasındaki sözleşmelerin şartları gibi çeşitli konularda hükümler getirildi. Yemek kartları ile aynı amaca özgülenmiş çevrimiçi sistemler ve uygulamalar da söz konusu düzenlemelere tâbi olacak.

Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik’te Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) 22 Mayıs 2018 tarihinde 30428 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Değişiklik Yönetmeliği ile getirilen yeni düzenlemelerde dikkat çeken hususlar şu şekildedir:

– Yemek kartı kuruluşlarının sözleşme ilişkisine girdikleri işverenlere herhangi bir şekilde ıskonto yapması yasaktır.

– Yemek kartı kuruluşları perakende işletmelere %6’yı aşacak oranda komisyon uygulayamaz.

– Yemek kartı kuruluşları belirlenen komisyon dışında perakende işletmelerden herhangi bir ödeme alamaz.

– İşverenlerce yemek kartı hizmeti veren kuruluşlara ve yemek kartı kuruluşlarınca perakende işletmelere yapılacak ödemelerin süresi 30 günü aşamayacaktır.

– Yemek kartlarının ay sonu ya da yıl sonu bakiyeleri sonraki dönem bakiyesine aktarılacaktır.

– Değişiklik Yönetmeliği aşağıdakiler için uygulanmayacaktır:

– Akaryakıt kartları,

– Hediye kartları,

– Teşvik kartları,

– Konaklama kartları.

– Bir kart, ödemelerin ayrıştırılabilmesi hâlinde yemek hizmeti sağlanması dışında başka işlevleri de barındırabilecektir.

– Yemek kartı hizmeti verecek olan kuruluşların faaliyetlerine başlamadan önce Bakanlığa bildirimde bulunma yükümlülükleri vardır.

– Halihazırda yemek kartı hizmeti veren kuruluşlar için en geç 22 Ağustos 2018’e kadar Bakanlığa bildirimde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir.

Değişiklik Yönetmeliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku