Sayı 69: 20 Eylül 2018
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Türkiye’de Yerleşik Kişiler Arasında Dövizle Akdedilen Sözleşmelere Türk Lirası Cinsinden Bedel Belirlenme Zorunluluğu Getirildi

Cumhurbaşkanı tarafından yayımlanan yeni karar uyarınca Türk parasının kıymetinin korunması amacıyla döviz ile yapılan işlemlere kısıtlamalar getirildi. 13 Eylül 2018 tarihinden itibaren Türkiye’de yerleşik kişiler arasında akdedilen bazı sözleşmeler yalnızca Türk Lirası üzerinden akdedilebilecek. 13 Eylül 2018 tarihinden önce akdedilen sözleşmelerin ise 13 Ekim 2018 tarihinden önce Türk Lirası’na çevrilmesi gerekmektedir. Bu düzenleme yabancı para cinsine endekslenen ödeme yükümlülüklerine de uygulanmaktadır.

Döviz ile yapılan işlemlere ilişkin getirilen yeni kısıtlama aşağıdaki sözleşmeler için uygulanacaktır:

– Menkul ve gayrimenkul alım satım işlemleri,

– Menkul ve gayrimenkul kiralama işlemleri (taşıt ve finansal kiralama dahil olmak üzere).

– Leasing.

– İş ve hizmet.

– Eser sözleşmeleri.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na (“Bakanlık”) bu kısıtlamanın kapsamına girmeyen sözleşmeleri belirleme yetkisi verilmiştir. Bakanlık tarafından henüz istisna kapsamı belirlenmemiş olmakla birlikte, yapılan basın duyurusunda istisnaların döviz cinsinden girdi maliyetler ve yükümlülüklerin göz önünde bulundurularak belirleneceği açıklanmıştır. Bu kapsamda Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar uyarınca döviz cinsinden yükümlülük altına girme kabiliyeti olan kişiler ile ilgili olarak bir istisna getirilmesinin planlandığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda belirtilen sözleşmelerin bedelinin döviz veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması halinde 6.300 TL ila 52.600 TL arasında idari para cezası uygulanacaktır.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair 85 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı 13 Eylül 2018 tarihinde 30534 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Karar’ın tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Tüketici Kredileri için Vade Sınırları Düşürülürken Çeşitli Ürünlerin Kredi Kartı ile Satışındaki Taksit Sayılarında Değişikliğe Gidildi

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (“BDDK”) tarafından kredi kartları ve kredi kullanımına ilişkin yeni düzenlemeler getirilmiştir. Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) uyarınca 1 Eylül 2018 tarihinden itibaren tüketici kredilerinin azami vadesi 48 aydan 36 aya indirilmiştir.

Tüketici Kredilerinde 36 Aylık Üst Limit

1 Eylül 2018 tarihinden itibaren tüketici kredilerinin azami vadesi 36 aya indirilmiştir (daha önce 48 ay olarak düzenlenmişti).

36 aylık üst limit aşağıdaki krediler için uygulanmayacaktır:

– Konut edinmeleri ve konut tadilatı kapsamında kullandırılan krediler,

– Konutların finansal kiralama yoluyla tüketicilere kiralanması,

– Diğer gayrimenkul alımı amaçlı krediler,

– Eğitim ve öğrenim ücretinin finansmanı amacıyla kullandırılacak krediler; ve

– Kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçların finansmanı amacıyla doğrudan ilgili kurum veya kuruluşun hesabına ödeme yapılmak şartıyla kullandırılan krediler.

Kredi vadelerine ilişkin diğer süreler aşağıdaki gibidir (kredi yapılandırmaları da dahil olmak üzere):

– Taşıt kredileri ile taşıt teminatlı kredilerin vadesi: 48 ay

– Cep telefonu, tablet ve bilgisayar alımı amacıyla kullanılan kredilerin vadesi: 6 ay.

Söz konusu değişiklikler bilinçli tüketim ve basiretli borçlanmayı hedeflemektedir.

Mevcut ihtiyaç kredilerinin (1 Eylül 2018 tarihinden önce kullandırılan) borç bakiyeleri, borçlu tarafından 1 Eylül 2019 tarihine dek talep edilmesi durumunda en fazla 48 ay ile sınırlı olmak üzere yeniden yapılandırılabilecek. Yeniden yapılandırma kapsamında kullandırılan ilave kredilerin vadesi 36 ayı aşamayacak.

15 Ağustos 2018 tarih ve 30510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Eylül 2018 tarihinde yürürlüğe giren Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Kredi kartı taksitlendirme süreleri

BDDK kredi kartı ile yapılan bazı alışverişlerde uygulanan taksit sayılarını azaltmıştır. Kredi kartlarındaki yeni taksitlendirme süreleri aşağıdaki gibidir:

– elektronik eşya alımları: 3 ay (daha önce 6 aydı),

– kulüp ve derneklere yapılan ödemeler, havayolları, seyahat acenteleri, taşımacılık ve konaklama ile ilgili harcamalar: 6 ay (daha önce 9 aydı),

– kurumsal kredi kartları ile yapılan alışverişler:  9 ay (daha önce 12 aydı).

Kuyum alışverişleri için ise daha önce 4 taksit ile ödeme imkânı tanınmaktaydı. Ancak, artık kuyum alışverişlerinde taksit ile ödeme yapılmasına izin verilmemektedir.

15 Ağustos 2018 tarih ve 30510 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yayım tarihi itibari ile yürürlüğe giren Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına İlişkin Yönetmelik’in tam metnine ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Perakende Satışta Taksit Düzenlemesi

Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile perakende işletmelerce tüketicilere yönelik yapılan mal ve hizmet satışlarında taksitlendirme süresi 12 ay ile sınırlandırıldı. Bu kapsamda, mal veya hizmet satışı sonrası belli bir ücret karşılığı borcun taksitlendirilmesi veya ödemenin ertelendiği dönemler de dahil olmak üzere kıymetli evrak düzenlenerek veya düzenlenmeksizin gerçekleştirilecek taksitli mal ve hizmet satışlarının taksitlendirilme süresi 12 ayı geçemeyecek.

Taksitlendirme süresi televizyon ile ses ve görüntü sistemleri satışlarında üç ay, bilgisayar, tablet bilgisayar ve cep telefonu satışlarında ise altı ay olarak uygulanacaktır.

Ayrıca Perakende işletmelerce yapılacak kuyum satışlarında taksitlendirme yapılamayacağı düzenlenmiştir.

Perakende Ticarette Uygulanacak İlke ve Kurallar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik (“Değişiklik Yönetmeliği”) Yapılmasına Dair Yönetmelik 15 Ağustos 2018 Tarihli ve 30510 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmış olup, 1 Eylül 2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Değişiklik Yönetmeliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Sermaye Kaybı ve Borca Batık Olma Durumlarına İlişkin Usul ve Esaslar Düzenlendi

Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan tebliğ uyarınca, sermaye şirketlerinin (anonim şirketler, limited şirketler ile sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) sermayenin kaybı ve borca batık olma durumlarında izleyeceği usul ve esaslara ilişkin detayları düzenlenmiştir. Tebliğ ayrıca şirketlerin henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerinden doğan kur farkı zararlarını 1 Ocak 2023 tarihine kadar ilgili hesaplara yansıtmama imkânı getirmiştir.

Tebliğ kapsamında, esasları Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesinde düzenlenen, sermaye ile yedek akçeler toplamının en az yarısının, üçte ikisinin veya tamamının zarar sebebiyle karşılıksız kalması hallerinde genel kurul ve yönetim organlarının izleyeceği prosedürler ve iyileştirici önlemler detaylandırılmıştır.

Tebliğ ile düzenlenen bazı önemli konular aşağıdaki gibidir:

– 1 Ocak 2023 tarihine kadar, sermaye kaybı veya borca batık olma durumuna ilişkin yapılan hesaplamalarda, henüz ifa edilmemiş yabancı para cinsi yükümlülüklerden doğan kur farkı zararlarının dikkate alınmayabilecektir.

– Bilanço açıklarının kapatılması için yapılan sermaye tamamlama ödemeleri karşılıksızdır, bu kapsamda ortaklara geri ödenemeyecek ve gelecekte yapılacak sermaye artırımları bakımından avans kabul edilemeyecektir. Her ortak kendi payı oranında tamamlaya katılabilir. Sermayenin tamamlanamaması, bazı ortakların kendi istekleriyle tamamlama yapmasına engel oluşturmaz. Bilanço zararlarının kapatılması için getirilen yükümlülükler uyarınca yapılan ödemeler öz kaynaklar içerisinde “sermaye tamamlama fonu” hesabında toplanır ve takip edilir.

– Sermayenin zarar sonucu ortaya çıkan kadar azaltılması ile eşzamanlı olarak sermaye artırımı yapılması halinde, artırılan sermayenin en az dörtte birinin ödenmesi zorunludur.

– Sermaye azaltılmaksızın artırım yapılması halinde, sermayenin en az yarısını karşılayacak tutarın tescilden önce ödenmesi zorunludur.

– Sermaye ile yedek akçeler toplamının yarısının en az yarısının ya da üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kalması halinde, bu husus gündemde yer almasa dahi genel kurulda görüşülecektir.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 376’ncı Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ 15 Eylül 2018 tarihinde 30536 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Tebliğ’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
İhracat Bedellerinin Türkiye’ye Getirilmesine İlişkin Usul ve Esaslar Düzenlendi

4 Eylül 2018 tarihli ve 30525 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (“Tebliğ”) ile Türkiye’de yerleşik kişilerin ihracat işlemlerinden elde ettiği bedellere ilişkin düzenlemeler yapıldı.

Yayımı tarihinde yürürlüğe giren ve 6 ay boyunca yürürlükte kalacak Tebliğ ile aşağıdaki usul ve esaslar düzenlenmektedir:

– Türkiye’de yerleşik kişiler tarafından gerçekleştirilen ihracat işlemlerine ilişkin bedeller, ithalatçının ödemesini müteakip doğrudan ve gecikmeksizin ihracata aracılık eden bankaya transfer edilir veya getirilir.

– Bedellerin yurda getirilme süresi fiili ihraç tarihinden itibaren 180 günü geçemez.

– Söz konusu bedellerin en az %80’inin bir bankaya satılması zorunludur.

– Peşin döviz karşılığında ihracatın 24 ay içinde gerçekleştirilmesi zorunluluğu getirilmiştir.

– Özelliği olan ihracatlar bakımından:

– Yurt dışına müteahhit firmalarca yapılacak ihracatın bedelinin 365 gün içinde yurda getirilerek bir bankaya satılması,

– Konsinye yoluyla yapılacak ihracatta bedellerin kesin satışı müteakip; uluslararası fuar, sergi ve haftalara bedelli olarak satılmak üzere gönderilen malların bedellerinin ise gönderildikleri fuar, sergi veya haftanın bitimini müteakip 180 gün içinde yurda getirilerek bir bankaya satılması,

– İlgili mevzuat hükümlerine göre yurt dışına geçici ihracı yapılan malların verilen süre veya ek süre içinde yurda getirilmemesi veya bu süreler içerisinde satılması halinde satış bedelinin süre bitiminden veya kesin satış tarihinden itibaren 90 gün içinde yurda getirilerek bir bankaya satılması,

– Yürürlükteki İhracat Rejimi ve Finansal Kiralama (leasing) Mevzuatı çerçevesinde kredili veya kiralama yoluyla yapılan ihracatta, ihracat bedelinin kredili satış veya kiralama sözleşmesinde belirlenen vade tarihlerini izleyen 90 gün içinde yurda getirilerek bankalara satılması

zorunlu hale getirilmiştir.

Tebliğ’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Kişisel Verileri Koruma Kurulu Veri Sorumluları Siciline Kayıt Yükümlülüğü Muafiyeti Bakımından Yeni Kriterler Belirledi ve Veri İşlemeye Yönelik Önemli Konuların Altını Çizen Yeni Kararlar Yayınladı

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) Veri Sorumluları Siciline (“Sicil”) kayıt yükümlülüğünde istisna tutulacak veri sorumlularının kapsamını genişleten ve Sicile kayıt tarihlerini belirleyen yeni kararlar aldı. Kurul ayrıca, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin önemli konuların altını çizen yeni kararlar yayınladı.

Kurul Sicil’e kayıttan istisna tutulacak veri sorumlularının kapsamını genişleten ek kriterler belirledi

Daha önce yayınlanan Kurul kararları ile belirlenen ve sicile kayıt yükümlülüğünden istisna tutulan veri sorumluları haricinde ayrıca yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon Türk Lirası’ndan az olan veri sorumluları da (ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme değilse) 19.07.2018 tarih ve 2018/87 sayılı Kurul kararı ile Sicile kayıt yükümlülüğünden muaf tutulmuştur. Gümrük müşavirleri ve arabulucular da bu yükümlülükten istisna tutulmuş idi.

Daha önce kayıt yükümlülüğüne istisna getirmek üzere alınan Kurul kararları aşağıda listelenmiştir:

– 2 Nisan 2018 tarih ve 2018/32 sayılı karar

– 28 Haziran 2018 tarih ve 2018/68 sayılı karar; ve

– 5 Temmuz 2018 tarih ve 2018/75 sayılı karar.

Bu kapsamda, Kurul bugüne kadar;

– Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon Türk Lirası’ndan az olan veri sorumlularını (ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme değilse),

– Herhangi bir veri kayıt sisteminin parçası olmak kaydıyla yalnızca otomatik olmayan yollarla kişisel veri işleyenleri,

– Noterleri,

– Dernekleri,

– Vakıfları,

– Sendikaları

– Siyasi partileri,

– Avukatları,

– Serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirleri,

– Gümrük müşavirleri ve yetkilendirilmiş gümrük müşavirlerini,

– Arabulucuları,

Sicile kayıt yükümlülüğünden istisna tutmuştur.

Sicile Kayıt Tarihleri

Kurul, veri sorumlularının kayıt yükümlülüğünün başlangıç tarihlerini belirledi.

– 1 Ekim 2018’den 30 Eylül 2019’a kadar:

– Yıllık çalışan sayısı 50’den çok olan veri sorumluları.

– Yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon Türk Lirası’nı aşan veri sorumluları.

– Yurt dışında yerleşik veri sorumluları.

– 1 Ocak 2019’dan 31 Mart 2020’ye kadar: Yıllık çalışan sayısı 50’den az ve yıllık mali bilanço toplamı 25 milyon Türk Lirası’ndan az olmakla birlikte ana faaliyet konusu özel nitelikli kişisel veri işleme olan veri sorumluları.

– 1 Nisan 2019’dan 30 Haziran 2020’ye kadar: Kamu kurum ve kuruluşu veri sorumluları. 

Bu yükümlülüğünü süresi içerisinde yerine getirmeyen veri sorumlularına Kurul tarafından 20.000 TL ila 1.000.000 TL arasında değişen idari para cezası verilebilecektir.

Yeni Kurul Kararları 

Kurul, kişisel verilerin işlenmesine ilişkin yeni kararlar yayınladı. Kararlarda altı çizilen önemli hususlar şu şekilde:

– Kurul, basın özgürlüğünün kişisel verilerin korunmasından daha üstün bir menfaat olduğunu değerlendirerek, bir köşe yazısında adı geçen kişinin adının silinmesi talebini reddetti.

– Kurul;

– hastaları için uygun güvenlik düzeyini temin edemeyen bir hastaneye,

– işe başvuran bir kişinin bilgilerini herhangi bir hukuki temeli olmaksızın diğer adaylar ile paylaşan bir iş başvuru platformuna,

– bir adayın CV’sini izni olmaksızın diğer grup şirketleri ile paylaşan bir şirkete

ceza kesti.

Yeni muafiyetlere ve kayıt için son tarihlere ilişkin kararların tam metnine bu linkten, veri işlemeye ilişkin kararların tam metnine ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Kar Payı Avansının Dağıtımına İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklik

9 Ağustos 2012 tarihli ve 28379 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğ”de yapılan değişiklik ile Sermaye Piyasası Kanununa tabi olmayan anonim şirketlerin, limited şirketlerin ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketleri kar payı dağıtımında, dağıtılacak kâr payı avansının hesaplanmasına ve ödenmesine ilişkin düzenlemeler yapıldı.

Kar Payı Avansı Dağıtımı Hakkında Tebliğde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (“Değişiklik Tebliği”) 1 Eylül 2018 Tarihli ve 30522 Sayılı Resmî Gazete’de yayınlanmış olup, tebliğ yayım tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Değişiklik Tebliği uyarınca;

– Kar payı avansı ödemelerinde, ortaklara artık payları oranında değil, dağıtım tarihleri itibarıyla ortağın sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olacak şekilde alınarak ödenecektir.

– Kar payı avansı ödemeleri, kardan imtiyazlı paylara imtiyazları dikkate alınarak ödenecektir.

– Yönetim organı üyelerinin kar payı alamayacağına ilişkin kuralının, yönetim organı üyelerinin aynı zamanda şirkete ortak olması durumunda uygulanmayacağına ilişkin hüküm getirilmiştir.

– Şirket genel kurulunca kar payı avansı dağıtımına karar verilmesi ve ilgili hesap dönemi sonunda zarar oluşması halinde, zararın mahsubunda artık genel kanuni yedek akçeler kullanılamayacak, sadece serbest yedek akçeler kullanılabilecektir.

– Dağıtılacak kar payı avansının hesaplanmasında, imtiyazlı pay sahipleri için ayrılacak tutarlar dikkate alınmayacak; sözleşmede ortaklar dışında kâra katılması öngörülen kişiler için ayrılacak tutarlar dikkate alınmaya başlayacaktır.

– Kar payı avansı tutarının hesaplanmasına ilişkin tablo güncellenmiştir.

Değişiklik Tebliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
KDV Genel Uygulama Tebliği’nde Yapılan Düzenleme ile 7143 Sayılı Vergi Barışı Kanunundan Yararlanan Özel Esaslara Tabi Mükelleflerin Durumuna İlişkin Açıklamalar Yapıldı

7143 Sayılı vergi ve diğer bazı alacakların yeniden yapılandırılması ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun kapsamında kdv artırımında bulunanların özel esaslar karşısındaki durumu, bunlardan Aralık 2017 ve öncesi vergilendirme dönemlerine ilişkin olarak Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği uyarınca aşağıdaki nedenler ile özel esaslara tabi olan mükelleflerin özel esaslar kapsamından çıkarılması ve genel esaslara dönmesine ilişkin usul ve esaslar belirlenmiştir.

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma olumsuz raporu bulunanlar ile

– Sahte belge veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullanma, beyanname vermeme, adresinde bulunamama veya defter ve belge ibraz etmeme olumsuz tespiti bulunan

Mükelleflerden aşağıdaki koşulları yerine getirenlerin özel esaslar kapsamından çıkarılması öngörülmüştür:

– 2013, 2014, 2015, 2016 ve 2017 takvim yıllarında faaliyette bulundukları dönemlerin tamamına ilişkin olarak kamuoyunda yeniden yapılandırma kanunu olarak da bilinen 7143 sayılı Kanun uyarınca KDV artırımında bulunulması, ve

– Artırım tutarlarının tamamını ödemeleri

Yukarıda belirtilenler dışındaki sebepler dolayısıyla haklarında özel esaslar uygulananların KDV artırımında bulunmaları ise bunların genel esaslara dönüşlerini sağlamaz. Aynı şekilde yukarıda belirtilenler dışındaki sebepler dolayısıyla haklarında özel esaslar uygulanması gerekenlerin KDV artırımında bulunmaları bunların özel esaslara tabi tutulmasını engellememektedir.

Bu çerçevede Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından 6 Eylül 2018 tarih ve 30527 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Seri No: 20) tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Türk Patent ve Marka Kurumu, 2018 Yılında Uygulanacak Ücret Tarifesinde İndirim Yapıldı

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından açıklanan 16 maddelik Sanayiciler İçin Destek Paketi kapsamında, KOBİ’lerin, Sanayicilerin ve vatandaşların sınai mülkiyet başvuru ve tescil maliyetlerinin azaltılması amacıyla; 5 Eylül 2018 tarihli ve 30526 sayılı Resmi Gazete’nin mükerrer sayısında yayımlanan “Türk Patent ve Marka Kurumunca 2018 Yılında Uygulanacak Ücret Tarifesine İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına İlişkin Tebliğ (“Değişiklik Tebliği”) ile Türk Patent ve Marka Kurumu, resmi ücretler bakımından indirime gidildi.

Bu kapsamda, marka, patent, faydalı model, tasarımlara ilişkin başvuru devir, itiraz, yenileme ve tescil süreçlerinde uygulanmakta olan resmi ücretlerde %25 ve %40 oranlarında değişen indirim yapılmıştır. Söz konusu Değişiklik Tebliği, Resmi Gazete’de yayımlandığı tarih olan 5 Eylül 2018 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Değişiklik Tebliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Amme Alacakları için Uygulanan Tecil Faizi ve Gecikme Zammı Oranları Değişti

Ertelenmiş amme alacakları için uygulanan tecil faizi ve müddetinde ödenmeyen amme alacakları için uygulanan gecikme zammı oranlarında değişiklik yapılmıştır.

Hazine ve Maliye Bakanlığı amme alacakları için yıllık %12 oranında uygulanan tecil faizi oranını %22 olarak değiştirmiştir. Yeni tecil faizi oranı 6 Eylül 2018 tarihinden sonra yapılan müracaatlar için uygulanacaktır. Bu tarihten önce tecil edilmiş ve usulüne uygun olarak ödenmekte olan amme alacakları için eski tecil faizi oranı (%12) uygulanacaktır.

6 Eylül 2018 tarihinden önce ertelenmiş amme alacaklarına yönelik tecilin ihlal edilmesi halinde yeni talep üzerine yeniden tecil yapılır ise 6 Eylül 2018 tarihine kadar eski tecil faizi oranı (%12), bu tarihten sonraki taksitler için ise %22 oranında faiz uygulanacaktır.

6 Eylül 2018 tarihinde 30527 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Tahsilat Genel Tebliği’nin (Seri: C Sıra No: 3) tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Amme alacaklarının müddetinde ödenmeyen kısımlarına ilişkin gecikme zammı ise 5 Eylül 2018 tarihinden itibaren uygulanmak üzere aylık %1,40’tan %2’ye çıkarılmıştır.

5 Eylül 2018 tarihinde 30526 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Amme Alacakları İçin Uygulanan Gecikme Zammı Oranının Yeniden Belirlenmesine İlişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın (Karar Sayısı: 62) tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapıldı

Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinde (“Yönetmelik”) Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Değişiklik Yönetmeliği”) 9 Temmuz 2018 tarihli ve 30473 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmış olup yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Getirilen yeni düzenlemeler ile elektrik piyasasında faaliyet göstermek üzere önlisans veya lisans almak için başvuruda bulunacak ve borsada işlem görenler dışındaki paylarının tamamının nama yazılı olması gereken anonim şirketlerin sermaye piyasası mevzuatına göre borsada işlem görmek üzere ihraç edilecekler hariç hamiline yazılı pay çıkarmaması gerekmektedir. Başvurucu anonim şirketin uyması gereken bu yükümlülük ayrıca esas sözleşmesinde açıkça düzenlenmiş olmalıdır.

Değişiklik Yönetmeliği uyarınca önlisans süresi içinde tamamlanması gereken işlemlere ilişkin de değişiklik yapılmıştır. Üretim tesisinin inşaatına başlanabilmesi için ön proje, proje veya kat’i proje onayının alınması gerekmekteydi ancak Yönetmelik’te yapılan değişiklik ile 31 Aralık 2018 tarihinden itibaren mutlaka proje veya kat’i proje onayı alınması gerekecek. 2019 yılından itibaren üretim tesisinin inşaatına başlanabilmesi için ön proje onayının sunulması kabul edilmeyecek.

Bu değişikliklerin yanı sıra, önlisans ve üretim lisansı sahipleri, proje kapsamında olan veya önlisansa konu projeden doğrudan etkilenen ancak kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkulleri kullanamayacak.

Önlisansa veya lisansa konu proje kapsamında olan veya önlisansa konu projeden doğrudan etkilenen ancak kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkullerin kullanılması halinde ise ilgili önlisans ve lisans sahibi tüzel kişilerin 9 Ocak 2019 tarihine dek kullanım hakkı elde edilmeyen gayrimenkullere ilişkin gerekli işlemleri başlatmış olmaları gerekmektedir. Bu işlemler, işletmeye geçmemiş ya da geçememiş lisanslara ilişkin verilebilecek 6 aylık ek süreyi etkilemeyecektir.

Değişiklik Yönetmeliği’nin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Avrupa Birliği Adalet Divanı Nestlé’nin 3 Boyutlu KitKat Markasının EUIPO nezdinde tescili için Ayırt Edicilik Kazandığını Kanıtlanamadığına Karar Verdi

Avrupa Birliği Adalet Divanı (“ABAD”), Nestlé’nin KitKat dört parmak gofret şeklinden ibaret üç boyutlu marka tescilinin iptali talebine yönelik Avrupa Birliği Fikri Mülkiyet Ofisi (“EUIPO”) kararını inceledi. ABAD, EUIPO tarafından verilen kararda Nestlé tarafından kullanım yoluyla ayırt edicilik kazanmaya ilişkin sunulan delillerin tüm Avrupa Birliği (“AB”) ülkelerini kapsamadığından bahisle, ispat için yetersiz olduğuna karar verdi. Sunulan deliller EUIPO tarafından tekrar incelenerek yeni bir karar verilecektir.

Nestlé, 2006 yılında KitKat dört parmak gofretini üç boyutlu marka olarak, EUIPO nezdinde tescil ettirmiş, 2007 yılında rakiplerinden Cadbury Schweppes markanın ayırt edici olmadığından bahisle hükümsüz kılınmasını talep etmiştir. Cadbury Schweppes’in satılması üzerine uyuşmazlığın tarafı Mondelez UK Holdings & Services (“Mondelez”) olarak değişmiştir.

EUIPO, yapmış olduğu incelemede Nestlé tarafından sunulan on AB ülkesinde gerçekleştirilen KitKat dört parmak gofret şeklinin ayırt edici olduğuna ilişkin anketlerin bu markanın AB genelinde ayırt edicilik kazandığının ispatı için yeterli olduğuna karar vererek 2012 yılında hükümsüzlük talebini reddetmiştir. Bunun üzerine Mondelez, EUIPO kararının iptali için Avrupa Birliği Genel Mahkemesi’nde dava açmıştır.

Genel Mahkeme anketlerin yapıldığı ülkelerde üç boyutlu KitKat markasının kullanım sonucu anket sunulan ülkeler Danimarka, Almanya, İspanya, Hollanda, Avusturya, Finlandiya, İsveç ve İngiltere bakımından ayırt edicilik kazandığını kabul etmiş, ancak anket yapılmayan Belçika, İrlanda, Yunanistan ve Portekiz’deki hedef tüketicinin marka algısını değerlendirmemesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle EUIPO’nun kararının bozulmasına hükmetmiştir.

Gerek Nestlé gerekse de Mondalez’in temyiz talepleri üzerine, ABAD önüne giden davada Genel Mahkeme kararı yerinde bulunmuştur. ABAD, kullanım sonucu kazanılan ayırt ediciliğin ispatlanmasında her AB üyesi ülke için ayrı ayrı delil sunulması zorunluluğu olmadığını, ancak sunulan delillerin kazanılan ayırt ediciliğin tüm AB ülkeleri kapsamında geçerli olduğunu kanıtlar nitelikte olması gerektiği belirtilmiştir.

Karar uyarınca, örneğin; belirli mal ve hizmetler için; belirli üye ülkeler aynı dağıtım ağında gruplandırılmış ve özellikle pazarlama stratejileri açısından benzerse, aynı ülkeymiş gibi değerlendirilebilecektir. Bu tip aynı grup içerisinde bulunan bir ülkede kazanılan ayırt ediciliğe ilişkin delil gruptaki diğer ülkeler için de geçerli olacaktır.

ABAD, bu kararıyla ayırt ediciliğe haiz olmayan üç boyutlu markaların EUIPO nezdinde tescil edilebilmesi için tüm AB ülkelerinde kullanım sonucu ayırt ediciliğin kazanıldığını ispatlayacak delillerin sunulması gerektiğini ortaya koymuştur.

Karar uyarınca, EUIPO delilleri tüm AB ülkeleri uyarınca tekrar inceleyerek yeni bir karar verecektir. Mondelez ile16 yıldır devam eden savaşı kaybeden Nestlé’nin ulusal düzeyde mücadelesine devam etmesi beklenmektedir.

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun yürürlüğe girmesiyle üç boyutlu markalar Türkiye’de açıkça kanuni dayanağa kavuşmuştur. Ülkemizde de kelime unsuru içermeyen üç boyutlu markaların ayırt ediciliği tartışmalı olup, ayırt ediciliğin ispatı için sunulacak deliller önem taşımaktadır.

25 Temmuz 2018 tarihli ABAD kararın tam İngilizce tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku