Sayı 70: 9 Ekim 2018
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Türk Lirası ile Sözleşme Akdetme Zorunluluğuna Dair Düzenlemenin Detayları Yayımlandı

Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri sözleşmelerde yer alan ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi konusundaki sınırlamalara dair 13 Eylül 2018 tarihinde yürürlüğe giren Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında 32 Sayılı Karar’a eklenen Madde 4(g)’nin uygulamasına ilişkin detaylar ve kuralın istisnaları yayımlandı.

Yasak Kapsamındaki Sözleşmeler

Türkiye’de yerleşik kişiler; kendi aralarında akdedecekleri aşağıdaki sözleşmeler bakımından sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştıramazlar:

– Konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul satış sözleşmeleri;

– Konusu serbest bölgeler dahil yurt içinde yer alan gayrimenkuller olan, konut ve çatılı iş yeri dâhil gayrimenkul kiralama sözleşmeleri;

– İş sözleşmeleri (yurt dışında ifa edilecek olan sözleşmeler hariç olmak üzere);

– Aşağıda belirtilenler dışında kalan danışmanlık, aracılık ve taşımacılık dâhil hizmet sözleşmeleri:

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişilerin taraf oldukları hizmet sözleşmeleri;

– İhracat, transit ticaret, ihracat sayılan satış ve teslimler ile döviz kazandırıcı hizmet ve faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında gerçekleştirecekleri faaliyetler kapsamında yapılan hizmet sözleşmeleri,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri, Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri.

– Eser sözleşmeleri (16/12/1999 tarihli ve 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilerin inşası, tamiri ve bakımı hariç);

– Taşıt ve iş makinelerinin satışı veya kiralamasına ilişkin sözleşmeler. 13 Eylül 2018 tarihinden önce yapılan sözleşmeler bakımından sözleşme bedelinin Türk Lirası’na çevrilmesi konusunda uyarlama zorunluluğu getirilmemiştir.

İstisna Hükümleri

Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri aşağıda belirtilen sözleşmelerde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür:

– Menkul satış sözleşmeleri (iş makineleri ve taşıt satış sözleşmeleri hariç olmak üzere)

– Menkul kiralama sözleşmeleri (iş makineleri taşıt kiralama sözleşmeleri hariç olmak üzere)

– Bilişim teknolojileri kapsamında yurt dışında üretilen yazılımlara ilişkin satış sözleşmeleri ile donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmeleri

– Aşağıda sayılan kapsamda yapılan finansal kiralama sözleşmeleri:

– 4490 sayılı Türk Uluslararası Gemi Sicili Kanunu ile 491 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunda tanımlanan gemilere ilişkin finansal kiralama (leasing) sözleşmeleri; ve

– Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmeleri

– Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile vatandaşlık bağı bulunmayan Türkiye’de yerleşik kişilerin taraf olduğu iş sözleşmeleri

– Kamu kurum ve kuruluşları ile Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin taraf olduğu sözleşmeler (gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama dışında)

– Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası andlaşmaların ifası kapsamında olmak kaydıyla; yüklenicilerin üçüncü taraflarla akdedeceği sözleşmeler (gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri dışında)

– Hazine ve Maliye Bakanlığının 28/3/2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun kapsamında gerçekleştirdiği işlemlerle ilgili olarak bankaların taraf olduğu sözleşmeler

– Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karar hükümleri saklı kalmak kaydıyla, sermaye piyasası araçlarının (yabancı sermaye piyasası araçları ve depo sertifikaları ile yabancı yatırım fonu payları da dahil olmak üzere) döviz cinsinden oluşturulması, ihracı, alım satımı ve yapılan işlemlere ilişkin yükümlülükler

– Aşağıda sayılanların tarafı olduğu iş ve hizmet sözleşmeleri:

– Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat büroları

– Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan doğrudan veya dolaylı olarak yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler

– Serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketlerin taraf olduğu iş ve hizmet sözleşmeleri

– Aşağıda sayılanların akdettiği (gayrimenkul satış, gayrimenkul kiralama ve iş sözleşmeleri haricindeki) tüm sözleşmeler:

– Türkiye’de yerleşik yolcu, yük veya posta taşıma faaliyetinde bulunan ticari havayolu işletmeleri;

– Hava taşıma araçlarına, motorlarına ve bunların aksam ve parçalarına yönelik teknik bakım hizmeti veren şirketler;

– Sivil havacılık mevzuatı kapsamında havalimanlarında yer hizmetleri yapmak üzere çalışma ruhsatı alan veya yetkilendirilen kamu ya da özel hukuk tüzel kişiliği statüsündeki kuruluşlar ile söz konusu kuruluşların kurdukları işletme ve şirketler ile doğrudan veya dolaylı olarak sermayelerinde en az %50 hisse oranına sahip olduğu ortaklıklar

İstisna ve Kuralların Uygulanmasına Dair Bazı Hususlar

– Sözleşme bedelinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması yasak olan sözleşmeler kapsamında düzenlenecek kıymetli evraklarda yer alan bedellerin de döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak belirlenmesi mümkün değildir.

– Uluslararası piyasalarda fiyatı döviz cinsinden belirlenen kıymetli madenlere ve/veya emtiaya endekslenen ve/veya dolaylı olarak dövize endekslenen sözleşmeler, kuralların uygulaması bakımından “dövize endeksli sözleşme” olarak değerlendirilir.

– Aşağıdaki kişiler kuralların uygulaması bakımından Türkiye’de yerleşik olarak değerlendirilir:

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışındaki şube, temsilcilik, ofis, irtibat bürosu, işlettiği veya yönettiği fonlar,

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında yüzde elli ve üzerinde pay sahipliklerinin bulunduğu şirketler

– Türkiye’de yerleşik kişilerin yurt dışında doğrudan ya da dolaylı olarak sahipliklerinde bulunan şirketler

Kurallar Uyarınca Sözleşme Bedelinin Türk Lirası Cinsinden Belirlenmesi

– Döviz cinsinden ödeme yükümlülüğü kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedellerin, Türk parası olarak taraflarca 13 Ekim 2018 tarihine kadar yeniden belirlenmesi zorunludur.

– Taraflarca yeniden belirlemede mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak yer alan bedeller aşağıdaki şekilde yeniden belirlenir:

– Söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığı bulunur;

– Bulunan Türk Lirası bedel, 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılır.

– Dövizle sözleşme yasağına dair düzenlemenin yürürlüğe girdiği 13 Eylül 2018 tarihinden önce akdedilen konut ve çatılı iş yeri kira sözleşmeleri bakımından:

– Sözleşmelerde yer alan döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, yukarıdaki metot uyarınca belirleme tarihinden itibaren iki yıllık süre için Türk parası olarak belirlenir.

– Taraflarca mutabakata varılamamışsa; ilk belirlemenin yapıldığı kira döneminin sonunda, Türk parası olarak belirlenmiş ilk kira bedeli, belirleme tarihinden belirlemenin yapıldığı kira yılının sonuna kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla Türk parası olarak ilk belirlemenin yapıldığı kira yılının sonundan itibaren bir yıl geçerli olmak üzere belirlenir.

– Taraflarca belirlenirken mutabakata varılamazsa, bir sonraki kira yılı Türk parası cinsinden kira bedeli ise, yine önceki kira yılında geçerli olan kira bedelinin Türkiye İstatistik Kurumunun belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması yoluyla belirlenir ve belirlenen Türk parası cinsinden kira bedeli bu fıkrada belirtilen iki yıllık sürenin sonuna kadar geçerli olur.

– Bedelin belirlenmesine ilişkin hükümler tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar için uygulanmaz.

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 6 Ekim 2018 tarihinde 30557 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değişikliklerin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Değişti

20 Eylül 2018 tarihli ve 30541 numaralı ve Resmî Gazete’de yayınlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) uyarınca bir önceki tebliğ ile belirlenmiş azami faiz oranları artırılarak bankaların daha yüksek oranlı faizlerle kredi kartı işlemleri sürdürmeleri mümkün kılınmıştır.

Tebliğ’in 4. Maddesinde yapılan değişiklik ile azami akdi faiz oranları değiştirilmiş ve Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerin faiz oranı önceden 2,02 iken yeni tebliğ ile 2,25 oranına, yabancı para işlemlerindeki akdi faiz oranı ise önceden 1,62 iken yeni tebliğ ile 1,80 oranına artırılmıştır.

Bunun yanında Tebliğ’in 5. Maddesinde yapılan değişiklikle Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerde azami gecikme faizi oranı önceki düzenlemelerde 2,52 oranında iken yeni Tebliğ ile 2,75 oranına, yabancı para işlemlerindeki gecikme faizi oranı ise önceden 2,12 iken yeni tebliğ ile 2,30 oranına artırılmıştır.

Tebliğ uyarınca yapılan değişiklikler 1 Ekim 2018 tarihinde yürürlüğe girecektir.

Tebliğ’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin İzlenmesine İlişkin Usul ve Esaslarda Değişiklikler Yapıldı

Döviz pozisyonunu etkileyen işlemleri izlemek üzere Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenen firmalardan bilgi ve belge toplanmasına ilişkin olarak; kapsam dahilindeki firmalar, bildirim süreleri ve Sistemik Risk Veri Takip Sistemi’ne (“Sistem”) kayıt şekli dahil bazı usul ve esaslarda değişiklik yapılmıştır.

Önem arz eden bazı değişiklikler aşağıdaki gibidir:

– Bildirim yükümlülüğüne tabi olabilecek tüzel kişilerin kapsamı daraltılarak banka ve finansal kuruluşlar haricindeki özel hukuk tüzel kişileri, büyükşehir belediyeleri ve belediyeler ile bunların bağlı işletme ve idareleri ile sermayelerinin yarısından fazlasına tek başına veya birlikte sahip oldukları iktisadi teşebbüsleri, kamu iktisadi teşebbüsleri ve yükseköğretim kurumları ile sınırlı tutulmuştur.

– Bildirim sürelerinde değişiklik yapılmıştır. Bu kapsamda, bildirimler, ilgili yılın 31 Mart, 30 Haziran ve 30 Eylül tarihlerinde sona eren ara hesap dönemleri için söz konusu ayları takip eden birinci ayın değil ikinci ayın sonuna kadar tamamlanacaktır. Ayrıca özel hesap dönemi uygulayan firmaların bildirimleri, ilgili yılın üçer aylık dönemlerinde sona eren ara hesap dönemleri için takip eden ikinci ayın sonuna kadar, yıllık hesap dönemi için takip eden üçüncü ayın sonuna kadar tamamlanır.

– Sistem’e kayıt için elektronik imzanın yanı sıra, Sistem’de belirlenen güvenlik adımlarının izlenmesi yoluyla kayıt olma imkanı eklenmiştir.

– Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Sistem’e ilişkin bildirim ve denetim ile ilgili süreleri, destek hizmet kuruluşunu, bildirim usulünü, denetlenmesi gereken veri formu kalemlerini değiştirmeye ve özel hesap dönemi uygulayan firmalar, acz halindeki firmalar ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen firmalar için durumların gerektirdiği uygulamaları tesis etmeye yetkili kılınmıştır.

Döviz Pozisyonunu Etkileyen İşlemlerin Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Tarafından İzlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 19 Eylül 2018 tarihinde 30540 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Değişikliklerin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yabancıların Türk Vatandaşlığı Kazanabilmesi İçin Gerekli Mali Şart ve Yatırım Miktarları İndirildi

Yabancıların Türk vatandaşlığını kazanabilmeleri için öngörülen düzenlemelerde değişiklik yapılmış olup, vatandaşlık kazanmak isteyen yabancılarca karşılanması gereken mali şartlar ile Türkiye’de yapılması gereken yatırımların asgari tutarı azaltılmıştır. Değişikliklerin 19 Eylül 2018 tarihinden itibaren sabit sermaye yatırımları, taşınmaz iktisapları, istihdam sağlanması ve banka mevduatları yanı sıra Devlet borçlanma araçları, gayrimenkul yatırım fonu katılma payları ve girişim sermayesi yatırım fonu katılım payları bakımından uygulanacağı düzenlenmiştir.

Bu kapsamda 19 Eylül 2018 tarihinden itibaren aşağıdaki koşulları sağlayan yabancıların Türk vatandaşlığı kazanabileceği öngörülmüştür:

– En az 2.000.000 Amerikan Doları yerine en az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz veya karşılığı Türk Lirası tutarında sabit sermaye yatırımı gerçekleştiren yabancılar,

– En az 1.000.000 Amerikan Doları yerine en az 250.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz veya karşılığı Türk Lirası tutarında taşınmazı tapu kayıtlarına üç yıl satılmaması şerhi koyulmak şartıyla satın alan yabancılar,

– En az 100 kişi yerine en az 50 kişilik istihdam oluşturan yabancılar,

– En az 3.000.000 Amerikan Doları yerine en az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz ya da karşılığı Türk Lirası tutarında mevduatı üç yıl tutmak şartıyla Türkiye’de faaliyet gösteren bankalara yatıran yabancılar,

– En az 3.000.000 Amerikan Doları yerine en az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz veya karşılığı Türk Lirası tutarında Devlet borçlanma araçlarını üç yıl tutmak şartıyla satın alan yabancılar.

– En az 1.500.000 Amerikan Doları yerine en az 500.000 Amerikan Doları veya karşılığı döviz veya karşılığı Türk Lirası tutarında gayrimenkul yatırım fonu katılma payı ya da girişim sermayesi yatırım fonu katılma payını en az üç yıl tutmak şartıyla satın alan yabancılar.

Ayrıca söz konusu parasal değerlerin hesaplanmasında efektif satış kurunun yanı sıra çapraz döviz kurunun da esas alınabileceği düzenlenmiştir.

106 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile ihdas edilen ve 19 Eylül 2018 tarih ve 30540 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Türk Vatandaşlığı Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Veri Depolama Kuruluşlarına İlişkin Düzenleme Yayımlandı

Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından Veri Depolama Kuruluşunun Faaliyet, Çalışma ve Denetim Esasları Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 19 Eylül 2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik ile; sermaye piyasalarında sistemik riskin etkin bir şekilde ölçülmesi ve yönetilmesi amacıyla kurulan veri depolama kuruluşlarının yükümlülükleri, faaliyet, üyelik, çalışma ve denetim esasları belirlendi.

Yönetmelik uyarınca:

– VDK’ların kuruluş izni alabilmesi VDK’nın anonim şirket olarak kurulması, tüm paylarının nama yazılı olması, paylarının nakit karşılığı çıkarılması, sermayelerinin en az Kurulca belirlenen miktarda olup tamamının ödenmiş olması, kurucularının ve tüzel kişi kurucular üzerinde doğrudan veya dolaylı olarak önemli etkiye sahip olan ortaklarının 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nunda belirlenen şartları taşımaları ve ortaklık yapısının açık ve şeffaf olması gerekmektedir.

– VDK’lar Kurulca belirlenen işlemlere ilişkin kendisine raporlanan verileri Türkiye sınırları içerisinde olmak üzere elektronik ortamda kaydetmek ve saklamak, raporlamaların üyelerin işlemleriyle tutarlılığını izlemek, tutarsızlık halinde düzeltme istemek veya Kurula bilgi vermek, kayıtların gizliliğini sağlamak, verileri kamuya açıklamak, veri taleplerini karşılamak, veri analiz araçları geliştirmek ve Kurulun verdiği diğer görevleri yapmakla yükümlüdür.

– Kurul’un VDK nezdindeki tüm bilgilere erişim hakkı vardır. Türkiye Cumhuriyeti Hazine ve Maliye Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu, Yatırımcı Tazmin Merkezi ve Kurulun uygun gördüğü diğer kamu kurumları mevzuattan kaynaklanan görev, yetki ve sorumlulukları çerçevesinde ihtiyaç duyabilecekleri bilgilere erişim hakkına sahiptir.İşlem tarafları, Merkezi Kayıt Teşkilatı ve raporlama hizmeti sunan yatırım kuruluşları ise yalnızca tarafı oldukları veya raporladıkları işlemlere yönelik erişim hakkına sahiptir.

– VDK’lar Kurul’un gerekli gördüğü hallerde Kurul’un denetime tabidir. VDK’ların bilgi sistemleri de Kurul’un ilgili düzenlemelerinde denetime tabidir. Mali denetimler ise Kurulca belirlenen bağımsız denetim kuruluşları tarafından yapılacaktır.

Yönetmeliğin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yerli Mallar için Yerli Üretim Logosu Kullanma Zorunluluğu ve Fiyat Etiketleri İçin Yeni Kurallar Getirildi

Perakende satışa arz edilen mallar için etiket, tarife ve fiyat listelerine ilişkin yeni kurallar getirildi. 3 Ekim 2018 tarihinden itibaren malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarihin etiket, tarife ve fiyat listelerinde bulunması zorunlu hale getirilmiştir. Ayrıca üretim yeri Türkiye olan malların üzerinde Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen logonun kullanılması gerekmektedir.

Fiyat Etiketi Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 18 Eylül 2018 tarih ve 30539 sayılı Resmî Gazete’de, Fiyat Etiketinde Yerli Üretim Logosu Kullanımına İlişkin Tebliğ (“Tebliğ”) ise 5 Ekim 2018 tarih ve 30556 sayılı Resmi Gazete’de  yayımlanmıştır.

Türk Hukuku’na göre, perakende olarak satışa sunulan mal veya hizmetlere ilişkin etiket, tarife ve fiyat listelerinde aşağıdaki bilgilerin belirtilmesi zorunludur:

– Malın üretim yeri,

– Ayırıcı özelliği,

– Tüm vergiler dahil satış fiyatı,

– Birim fiyatı.

Yönetmelik uyarınca 3 Ekim 2018 tarihinden itibaren etiket, tarife ve fiyat listelerinde ayrıca aşağıdakilerin bulunması zorunlu hale getirilmiştir:

– Tüketicilerin ürünlerde meydana gelen fiyat değişimini yakından takip etmesine imkan tanımak adına, malın satış fiyatı ve birim fiyatının uygulanmaya başladığı tarih,

– Üretim yeri Türkiye olan mallar için özel olarak belirlenen Logo. Getirilen Logo kullanma zorunluluğuyla yerli ürün kullanımının özendirilmesi amaçlanmaktadır. Tebliğ uyarınca Logoda bulunması gereken özellikler şöyledir:

– Kolaylıkla görünebilir ve okunabilir olmalıdır.

– Tüketicilerin rahatça görebileceği şekilde yerleştirilmelidir.

– Aşağıda gösterildiği şekilde orijinal renk ve oranlarda kullanılmalıdır:

Tebliğ’de yerli üretim sayılacak mallar ise aşağıdaki şekilde belirlenmiştir:

– 6948 sayılı Sanayi Sicili Kanununca tanımlanan sanayi işletmeleri tarafından Türkiye’de üretilen mallar.

– Türkiye’de üretilen el ve ev sanatları ürünleri,

– 4458 sayılı Gümrük Kanunu Madde 18’de sayılan tümüyle Türkiye’de elde edilen veya üretilen mallar.

Yönetmelik’in tam metnine bu linkten, Tebliğ’in tam metnine ise bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun Yürürlüğe Girdiği 1 Ekim 2011 Tarihinden Önce Akdedilmiş Tahkim Sözleşmeleri Kapsamında Verilen Hakem Kararlarına Karşı Temyiz Kanun Yoluna Başvurulamayacağına Dair İçtihat Oluşturuldu

Yargıtay İçtihatları Birleştirme Hukuk Genel Kurulu, (“Kurul”) 2016/2 E. ve 2018/4 K. No’lu Kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”) yürürlüğe girdiği 1 Ekim 2011 tarihinden önce yapılan tahkim sözleşmeleri uyarınca icra edilen tahkim yargılamaları sonucunda verilen hakem kararlarına karşı mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (“HUMK”) uyarınca temyiz kanun yoluna başvurulamayacağına, bu tür kararlara karşı HMK madde 439’da düzenlenen iptal davasının açılabileceğine karar verdi.

Kurul tarafından karara konu edildiği üzere;

Türk öğretisi ve Yargıtay uygulaması uyarınca, tahkim sözleşmeleri etkilerini doğrudan doğruya yargılama hukukunda gösterdiği için birer usul hukuku sözleşmeleridir. Bu kapsamda, tahkim sözleşmeleri ortaya çıkardıkları sonuçlar bakımından usul hukukuna tabidir.

Tahkim sözleşmeleri kapsamında yapılan tahkim yargılaması ve yargılama sonucu verilen hakem kararlarına uygulanacak kanunun tespitinde ise usul hukukuna ilişkin kanunların zaman bakımından uygulanmasına dair “derhal uygulanma” ilkesi dikkate alınacaktır. Bu ilkenin dayanağını ise, kanun koyucunun hakların korunmasında güncel koşullara göre düzenlediği yeni usul kurallarının tarafların lehine olduğu inancı teşkil etmektedir.

Tahkim hakem kararlarına karşı başvurulacak kanun yolları ile birlikte tüm özel hukuk yargılama usullerini düzenleyen 6100 sayılı HMK, 1 Ekim 2011 tarihinde yürürlüğe girmiş ve 1086 sayılı HUMK’yi de yürürlükten kaldırmıştır. Ayrıca, yürürlükten kalkan HUMK’nin tahkim yargılamasına ilişkin hükümlerinin uygulanmaya devam edeceğine dair HMK’de herhangi bir geçiş hükmüne de verilmemiştir.

HMK tarafından benimsenen derhal uygulanma ilkesi ışığında, hakem kararına dayanak tahkim sözleşmesi HUMK’nin yürürlükte olduğu 1 Ekim 2011 tarihinden önceki dönemde akdedilmiş olsa bile, 1 Ekim 2011 tarihinden sonra verilen hakem kararına karşı HUMK’de öngörülen temyiz kanun yoluna başvurulamayacaktır. Bu kapsamda, tahkim sözleşmesi taraflarının sözleşmede HUMK hükümlerinin uygulanacağına dair hükme yer vermeleri halinde bile bu düzenleme geçersiz olacak ve yargılama sonunda verilen hakem kararına karşı yalnızca HMK madde 439’da öngörülen sebeplere dayanarak iptal davası açılabilecektir.

İlgili karara bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Kurumu Yeni Biyobenzerler Eylem Planını Yayımladı

Temmuz 2018’de Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Kurumu Biyobenzerler Eylem Planını (“Plan”) Yayımladı. Plan’ın ana amaçları yenilik, ilaca erişim ve rekabeti artırmak, kilit faaliyetleri belirlemek (bunlar arasında Tedavi Edici Biyolojik İlaçlar ve Biyobenzer Bürosu kurulması) ve yeni inceleme araçları ve yönteminin geliştirilmesi ve uygulanmasıdır.

2013 yılında, 754 milyar Dolarlık toplam global ilaç pazarının yaklaşık %22’sini biyoteknolojik ilaçlar oluşturmakta iken, 2020 yılında bu oranın %30’a ulaşması beklenmektedir. 2014 yılında en çok satan 10 ilaçtan 7’si biyolojik ilaçlardandır. Ayrıca, 2020 yılına kadar birçok önemli biyolojik ilacın patent sürelerinin dolmasıyla, biyobenzer ilaçlar için yaklaşık 80 milyar Dolarlık pazar açılacağı öngörülmektedir (kaynak). Bu rakamlar ilaç şirketlerinin ve benzer şekilde kanun koyucuların ilgisini çekmektedir.

Türkiye’de de 2015 yılında Türkiye Biyoteknoloji Stratejisi Ve Eylem Planı hazırlanmıştır. O zamandan beri, Biyoteknoloji Çalışma Grubu’nun kurulması ve Ar-Ge ve teknoloji transferi alanında faaliyet gösterilen firmaların desteklenmesi gibi faaliyetleri yerine getirilmiştir. TÜBİTAK biyobenzerlerle ilgili birtakım projeleri bedeli 20 milyon Türk Lirası’nı aşan destek vermektedir.

Yalnızca İngilizce olarak Plan’ın tam metnine şu bağlantıdan erişilebilir.

Devamını Oku