Sayı 72: 6 Aralık 2018
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Türk Lirası ile Sözleşme Akdetme Zorunluluğuna Dair Yeni Düzenlemeler Yapıldı

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bazı sözleşmelerde döviz yasağı getiren tebliğde (daha fazla bilgi için) değişiklik yaparak, başta gayrimenkul kiralamaları, iş makineleri kiralamaları ve satışları olmak üzere çeşitli sözleşmelere ilişkin istisna kapsamlarını yeniden belirledi.

Aşağıda belirtilen sözleşme türlerinde bedelin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün kılınmıştır:

– Gayrimenkul satış ve gayrimenkul kiralama sözleşmelerinde taraflardan birinin;

– Türkiye’de yerleşik ancak Türkiye Cumhuriyeti ile vatandaşlık bağı bulunmayan kişiler,

– Serbest bölgedeki faaliyetleri kapsamında serbest bölgelerdeki şirketler,

– Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan şube, temsilcilik, ofis, irtibat büroları,

– Dışarıda yerleşik kişilerin Türkiye’de bulunan doğrudan veya dolaylı olarak %50 ve üzerinde pay sahipliklerinin veya ortak kontrol ve/veya kontrolüne sahip bulunduğu şirketler olması.

– Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan belgeli konaklama tesislerinin işletilmesi amacıyla kiralanmasına ilişkin sözleşmeler;

– Gümrüksüz satış mağazalarının kiralanmasına ilişkin sözleşmeler;

– İş makinelerine ilişkin kiralama ve satış sözleşmeleri;

– Deniz adamlarının taraf oldukları iş sözleşmeleri,

Kamu kurum ve kuruluşlarının taraf olduğu döviz cinsinden veya dövize endeksli ihaleler, sözleşmeler ve milletlerarası andlaşmaların ifası kapsamında gerçekleştirilecek projeler dahilinde gündeme gelebilecek gayrimenkul satışı ve iş sözleşmeleri dışında kalan sözleşmeler halihazırda istisna kapsamındaydı, değişiklik uyarınca istisna kapsamına gayrimenkul kiralama sözleşmeleri de dahil edilmiştir. Bu projeler dahilinde istisna hükmünden yararlanacak tarafların kapsamına ise görevli şirketler ve bunların sözleşme imzaladığı diğer taraflar da eklenmiştir.

Türkiye’de yerleşik kişilerin, kendi aralarında akdedecekleri; Türkiye’de başlayıp yurt dışında sonlanan ve yurt dışında başlayıp Türkiye’de sonlanan elektronik haberleşme ile ilgili hizmet sözleşmeleri için istisna hâlihazırda mevcuttu. Değişiklik uyarınca ise yurt dışında başlayıp yurt dışında sonlanan hizmet sözleşmeleri de istisna kapsamına eklenmiş ve elektronik haberleşme ile sınırlı olmaksızın yurt dışında başlayan ve/veya sona eren tüm hizmet sözleşmelerinin bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün kılınmıştır.

Döviz cinsinden maliyet içeren tüm eser sözleşmelerinin bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin artık döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkündür.

Donanım ve yazılımlara ilişkin lisans ve hizmet sözleşmelerine ilişkin getirilen istisna yurt dışında üretilen donanım ve yazılımlar ile sınırlandırılmıştır. Türkiye’de üretilen donanım ve yazılımlara ilişkin bu sözleşmelerin bedelinin ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerinin ise Türk Lirası cinsinden belirlenmesi zorunlu kılınmıştır.

Ayrıca, taşımacılık faaliyetlerine ilişkin hizmet sözleşmelerinde akaryakıt fiyatlarına endeksleme yapılabileceği açıklığa kavuşturulmuştur.

Aşağıda belirtilen sözleşme bedellerinin Türk Lirası cinsinden belirlenmesi veya bedellerin Türk Lirası’na çevrilmesi zorunluluğu bulunmamaktadır:

– 13 Eylül 2018 tarihinden önce akdedilmiş yolcu taşıma amaçlı ticari taşıt satış sözleşmeleri ile menkul ve gayrimenkullere ilişkin finansal kiralama sözleşmeleri

– Döviz yasağı kapsamındaki sözleşmelerde, tahsili yapılmış veya gecikmiş alacaklar

– Gayrimenkul kira sözleşmeleri kapsamında verilen depozitolar

– Sözleşmelerin ifası kapsamında dolaşıma girmiş kıymetli evraklar

Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (2018-32/52) 16 Kasım 2018 tarihinde 30597 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

Değişikliklerin tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Özel Durumlar Tebliği’nde Değişiklik Yapıldı

Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar çerçevesinde Sermaye Piyasası Kurulu, II-15.1 sayılı Özel Durumlar Tebliği’nde (“Tebliğ”) bazı değişiklikler yaptı. II-15.1.c sayılı Özel Durumlar Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 17 Kasım 2018 tarihli ve 30598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Tebliğ’de yapılan önemli değişiklikler aşağıdaki şekildedir:

– Bir gerçek veya tüzel kişinin payları borsada işlem gören bir ihraççının sermayesindeki paylarının doğrudan %5, %10, %15, %20, %25, %33, %50, %67 veya %95 oranlarından birine ulaşması veya söz konusu oranların altına düşmesi durumunda bu kişiler tarafından açıklama yapılması zorunluluğu kaldırılmış, söz konusu açıklamaların yalnızca MKK tarafından yapılacağı düzenlenmiştir.

– Birlikte hareket ile veya dolaylı olarak veya oy haklarına bağlı olarak söz konusu oranlara ulaşılması ya da ilgili oranların altına düşülmesi hallerinde ise açıklama yükümlülüğü ilgili gerçek veya tüzel kişi ya da bu gerçek veya tüzel kişi ile birlikte hareket eden gerçek veya tüzel kişiye aittir.

– Daha önce özel durum açıklaması yoluyla kamuya duyurulan ve henüz sonuçlanmamış bir hususta herhangi bir gelişme olmaz ise, bu durumun konuya ilişkin son özel durum açıklama tarihinden itibaren altmışar günlük sürelerle, gerekçeleri ile birlikte kamuya açıklanması yükümlülüğü kaldırılmıştır.

17 Kasım 2018 tarih ve 30598 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Durumlar Hakkında II-15.1 sayılı Tebliğ’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Veri Depolama Kuruluşuna Yapılacak Raporlamalara İlişkin Esaslara İlişkin Düzenleme Yayımlandı

Sermaye Piyasası Kurulu, Veri Depolama Kuruluşlarının faaliyet, çalışma esasları ve denetimine ilişkin yeni kurallar yayımlamıştı (dahası). Sermaye Piyasası Kurulu (“Kurul”) tarafından Veri Depolama Kuruluşuna Yapılacak Raporlamalara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ (“Tebliğ”) 27 Ekim 2018 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Tebliğ ile; türev araç işlemlerine ilişkin veri depolama kuruluşuna (“VDK”) yapılacak bildirimlere ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Tebliğ uyarınca;

– Borsalar, teşkilatlanmış pazar yerleri ve tezgâh üstü piyasalarda gerçekleştirilen türev araç sözleşmelerine ilişkin detayların türev araç sözleşmelerinin tarafları ve merkezi karşı taraf hizmeti veren kuruluşlarca VDK’ya raporlanması gerekmektedir.

– Bildirim, en geç sözleşmenin akdedilmesi, sözleşmede değişiklik yapılması, vadesinden önce sonlandırılması ya da vadesinde sonuçlandırılmasını takip eden iş gününde yapılmalıdır. Yatırım kuruluşlarının aracılık faaliyeti gerçekleştirdiği işlemlerde raporlama ilgili yatırım kuruluşu tarafından yapılmalıdır.

– Aracı yatırım kuruluşunun dahil olmadığı, gerçek kişiler arasında akdedilen türev araç sözleşmeleri ile gerçek kişilerle tüzel kişiler arasında akdedilen sözleşmelerin VDK’ya raporlanması zorunlu değildir.

– İki yatırım kuruluşu arasında akdedilen türev araç sözleşmeleri ile yatırım kuruluşları dışında tüzel kişiler arasında akdedilen türev araç sözleşmelerinde raporlama yükümlülüğünün, sözleşme ile sözleşmenin karşı tarafına ya da genel VDK üyesi üçüncü bir kuruluşa devredilmesi mümkündür. Sözleşme taraflarından yalnızca birinin yatırım kuruluşu olduğu veya yatırım kuruluşlarının yalnızca aracılık faaliyetinde bulunduğu türev araç sözleşmelerinde raporlama yükümlülüğü yalnızca genel VDK üyesi üçüncü bir kuruluşa devredilebilir. Devir işlemi raporlama yükümlüsünün sorumluluğunu kaldırmaz.

– Raporlama yükümlülüğüne tâbi taraflar, raporladıkları açık türev pozisyonlarına ilişkin sözleşmelerin değerlerini ve teminat değerlerini günlük bazda piyasa fiyatına göre değerlemekle yükümlüdür. Raporlanan sözleşmelere ilişkin kayıtların pozisyonun kapatıldığı tarihten itibaren 10 yıl boyunca saklamaları zorunludur.

– Raporlama yükümlülüğüne tâbi taraflar özel mevzuatlarındaki gizlilik ve sır saklama yükümlülüklerini ileri sürerek talep edilen bilgileri vermekten kaçınamaz. Ancak sözleşmenin karşı tarafının tâbi olduğu mevzuatın yasal engellerinden kaynaklanan kesintiler bu hükmün kapsamı dışındadır.

– Raporlama yükümlülüğü 30 Kasım 2018 tarihinden itibaren akdedilen türev araç sözleşmelerine ilişkindir.

27 Ekim 2018 tarih ve 30578 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan  Veri Depolama Kuruluşuna Yapılacak Raporlamalara İlişkin Esaslar Hakkında Tebliğ’in (IV-87.1) tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik Yayımlandı

Türkiye, tohumların çoğaltılması, pazarlanması, yerinde bakımı ve sürdürülebilir kullanımı için yeni kurallar getirdi. Yeni kurallar, tarla bitkileri, bağ bahçe bitkileri ve diğer bitki çeşitlerinin yerel çeşitlerinin genetik erozyonun önlenmesini amaçlamaktadır. Yeni kurallar, yerel tohum çeşitlerinin tesciline ilişkin usul ve esasların yanı sıra, ticaret, üretim, piyasadaki tohumların piyasaya sürülmesi ve denetimler için kuralları belirlemektedir.

Yerel Çeşitlerin Kayıt Altına Alınması, Üretilmesi ve Pazarlanmasına Dair Yönetmelik (“Yönetmelik”) 19 Ekim 2018 tarihli ve 30570 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış ve yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

Yönetmelik kapsamında yerel çeşit; genetik erozyon tehdidi altında bulunan, belirli bir coğrafi bölgede geleneksel olarak yetişen çeşitler ve yetiştiği bölgenin coğrafi şartlarına adaptasyon sağlamış bitki türlerinin klon ve popülasyon gruplarını tanımlamaktadır.

Tarım ve Orman Bakanlığı (“Bakanlık”) tarafından Türkiye’deki yerel bitki çeşitlerini kayıt altına alacak Yerel Çeşit Kayıt Komitesi (“Komite”) oluşturulması öngörülmüştür. Yerel çeşit tohumluklarının çoğaltımı ve ticareti, yerel çeşit kayıt listesine kaydı ile mümkündür. 

Başvuru ve inceleme 

– Aşağıdaki kuruluşlar yerel çeşitlerin kayıt altına alınması amacıyla, yerel çeşidin bulunduğu menşe bölgesindeki Tarım ve Orman Bakanlığı il müdürlüğüne, başvurabilir:

– Meslek kuruluşları

– Sivil toplum örgütleri

– Kamu araştırma kuruluşları

– Yerel idareler

– Üniversiteler

– Yerel Çeşit Kayıt Listesi’ne kaydettirme başvurusu şu çeşitler için mümkün değildir:

– Bitki Çeşitlerinin Kayıt Altına Alınması Yönetmeliğine göre yayımlanan kayıt listelerinde yer alan veya başvuru tarihinden geriye doğru üç yıl içerisinde bu listeden çıkarılan çeşitler

– Yeni Bitki Çeşitlerine Ait Islahçı Hakların Korunmasına İlişkin Kanun kapsamında koruma altına alınan veya koruma altına alınması amacıyla başvurusu yapılan çeşitler.

– Ön kabule uygun görülmeyenler gerekçeleri ile birlikte başvuru sahibine iade edilir.

– Ön kabule uygun görülen başvurular il müdürlüğünce Komite’ye iletilmek üzere Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez Müdürlüğü’ne gönderilir.

– Yerel Çeşit Kayıt Listesinde kayıt altına alınan yerel çeşidin:

– Menşe bölgesi

– Başvuru sahibi

– İdamecisi

belirtilir.

  • Yerel Çeşit Kayıt Listesi’nin ilanından sonra 30 gün içinde, üçüncü kişiler tarafından, yeni yapılan kayıt işlemlerine karşı itirazda bulunulabilir.

Tohumluk üretimi

– Bir menşe bölge için kayıt altına alınmış yerel çeşide ait tohumluklar ancak o bölgede üretilebilir. Olumsuz üretim koşulları ve diğer çevresel sorunlar nedeni ile menşe bölgesinde üretim imkânı olmayan tohumlukların menşe bölgesi dışında üretiminin yapılması ancak Komite tarafından verilecek izinle mümkündür.

– Yerel Çeşit Kayıt Listesi’nde yer alan her bir çeşit için üretilebilecek yıllık toplam tohumluk miktarı ilgili çeşidin ait olduğu türün sertifikalı üretim miktarı dikkate alınarak Bakanlıkça belirlenecek miktardan fazla olamaz.

Etiketleme ve pazarlama

– Yerel Çeşit Kayıt Listesi’nde yer alan çeşitlere ait tohumluklar kapalı ambalajlarda veya fide, fidan ve fidan üretim materyali demetleri halinde ve etiketli halde pazarlanır.

– Paketlenen tohumlukların ambalajlarında, paketlenmeyen tohumlukların etiketlerinde:

– “Bu çeşit yerel çeşittir” ibaresi ve/veya

– Bakanlıkça tasarlanan logo

bulunur.

– Etiketler diğerlerinin yanı sıra:

– Üreticinin adı veya adresi ya da tanıtıcı logosunu

– Tohumun türünü

– Menşe bölgesini

– Çeşidin ismini

– Net veya brüt ağırlık veya tohumluk sayısını

– Net tohum ağırlığının toplam ağırlığa oranını

– Bitki pasaportuna tâbi olan türlerde söz konusu etiketlerde bitki pasaportunda bulunması gerekli zorunlu bilgileri

içerir.

Denetim

– Yönetmelik çerçevesinde tohumluk olarak üretilen ve pazarlanan tohumlukların yönetmeliğe uygun olup olmadığı Tohumluk Kontrolörleri tarafından denetlenir. 

– Yönetmelik’in ihlali 3.000 ila 25.000 TL arası idari para cezası ile cezalandırabilir.

Yönetmelik’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Çevre Etiketi Sistemi Oluşturmak Üzere Yönetmelik Yayımlandı

Çevresel etkileri azaltılmış ürünleri teşvik eden ve aynı zamanda tüketicilere doğru, yanıltıcı olmayan, bilimsel temeli olan bilgi sağlayan gönüllü bir ödüllendirme sistemi açıklanmıştır.

Çevre Etiketi Yönetmeliği (“Yönetmelik”) 19 Ekim 2018 tarihli 30270 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı.

Çevre etiketine hak kazanmak için başvuruda bulunanların aşağıdaki kriterleri yerine getirmesi gerekmektedir:

– İklim değişikliğine ve biyolojik çeşitlilik üzerinde olumsuz etki yapan enerji tüketimini azaltması ve yenilenebilir enerji kullanımını teşvik etmesi

– Ürün veya hizmetlerden kaynaklı atık oluşumu ve çevresel ortamın maruz kaldığı emisyonlar ile zararlı maddelerin bertarafı

– Teknik olarak mümkün olan durumlarda, zararlı maddelerin daha güvenli maddeler veya yöntemlerle değiştirilmesi

– Ürün veya hizmetlerin kullanım ömrünün uzatılması ve yeniden kullanılabilirliğinin sağlanması ya da başka ürüne dönüştürülmesi yoluyla çevresel etkilerinin en aza indirilmesi hususları öngörülmüştür.

Ayrıca, toksik, çevreye zararlı, kanserojen özellikleri taşıyan kimyasal içerikli ürünlere çevre etiketi verilemeyecektir.

Çevre etiketi başvurusuna şu kişiler başvurabilecektir:

– Üreticiler

– İmalatçılar

– İhracatçılar

– İthalatçılar

– Hizmet sağlayıcılar

– Toptancılar

– Perakende satıcılar.

Başvurular, teknik incelemeyi yapacak olan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na (Bakanlık”) yapılacaktır.

Çevre etiketi dört yıl süre için geçerli olacaktır ve Bakanlık’a başvurulması halinde bu süre uzatılabilecektir.

Çevre etiketi yanlış, yanıltıcı veya çevre etiketi sistemi bütünlüğüne zarar verecek nitelikte reklam, ifade, etiket veya logo olarak kullanılamaz.

Çevre etiketi kullanımı Bakanlık tarafından belirlenecek yıllık ücrete tabidir. Ücretin ödenmemesi durumunda ise Bakanlık çevre etiketini iptal edebilecektir.

Çevre etiketinin Yönetmelik’e aykırı ve usulsüz kullanımı halinde cezai yaptırım uygulanacaktır.

Yönetmelik’in tam metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
İlaç Tedariği, Tütün Ürünleri Paketleri ve Gıda Reklamlarındaki Sağlık Beyanlarına İlişkin Değişikliklerin Yasa Taslağı Kanunlaştı

Ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup piyasada bulunmayan ilaçların temini, tütün ürünlerine ilişkin tek tip paket uygulaması ve gıdaya ilişkin reklamlarda kullanılan sağlık beyanları için izin alınması gibi kamu sağlığını iyileştirmeye yönelik bir takım yeni düzenlemeler içeren, Sağlıkla İlgili Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (“Kanun”) 5 Aralık 2018 tarihli ve 7151 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, yayım tarihi itibariyle yürürlüğe girmiştir.

İlaç tedarik edebilecek kurum sayısı arttırıldı

Türkiye’de ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup, piyasada bulunmayan ilaçlar reçeteli olarak şahsi kullanım için Sağlık Bakanlığı’nın izniyle Türkiye Eczacılar Birliği (“TEB”) tarafından yurt dışından temin edilmektedir. Kanun kapsamında TEB’in bu yetkisi Sosyal Güvenlik Kurumu (“SGK”) ve henüz belirlenmeyen başkaca kurumlara da verilmiştir.

2017’de Sağlık Bakanlığı tarafından verilen kararla bu ilaçların doğrudan SGK tarafından ithal edilmesi ve Posta ve Telgraf Teşkilatı Genel Müdürlüğü’yle yurt dışından temin edilen ilaçların direkt hastalara veya hastanın tedavi olduğu hastanelerin eczanelerine ulaştırılması öngörülmüştür. Bu karar, özel taşıma şartlarını gerektiren ilaçların posta yoluyla ulaşımının sağlıklı bir şekilde yürütülemeyeceği ve hasta güvenliği gözetildiğinde ilaçların yalnızca eczanelerden temin edilmesi gerektiği gerekçe gösterilerek eleştirilmekteydi.

Kanun, Sağlık Bakanlığı’nın bu kararının yasal dayanağı olmuştur. Kanun uyarınca Türkiye’de ruhsatlı olmayan veya ruhsatlı olup da çeşitli sebeplerle piyasada bulunmayan beşeri tıbbi ürünler, Sağlık Bakanlığı tarafından uygun görülen kurum/kuruluşlar ile SGK ve TEB aracılığıyla şahsi kullanım maksadıyla reçeteli olarak yurt dışından temin edilebilecek ve doğrudan hastalara verilebilecektir. Kanun “kurum ve kuruluş” tanımı açıkça belirtilmemiş olup, bahsi geçen kurum ve kuruluşların;

– İspençiyari ve Tıbbi Müstahzarlar Kanunu ile

– Beşerî Tıbbi Ürünler Ruhsatlandırma Yönetmeliği başta olmak üzere ilgili mevzuata uygun olması beklenmektedir.

Bu şekilde temin edilen ilaçlar için, yurt dışı ilaç listesine girdiği tarihten itibaren üç yıl içerisinde izin/ruhsat sahibi tarafından ruhsat başvurusunda bulunulması ve başvuru tarihinden itibaren en geç iki yıl içerisinde ruhsat alınması zorunlu kılınmıştır. Cumhurbaşkanı’na da ruhsat başvurusu yapılmayan veya ruhsatı alınmayan ilaçların bu şekilde teminine devam edilmesine karar verme yetkisi verilmiştir.

Tütün ürünleri için tek tip düz paket

Kanun ile Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan Tütün Kontrolü Eylem Planı’nda da bulunan reklam, promosyon ve sponsorluğun önlenmesi amacıyla tek tip düz paket uygulamasına geçilmiştir.

Tütün ürünlerine ilişkin olarak önemli değişiklikler aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

– Tütün ürünlerine ilişkin paketler üzerinde bulunan yazılı ve resimli uyarıların koyulacağı alan %65’ten %85’e çıkarılmıştır.

– Tüm tütün ürünleri;

– markanın yazım şekli ve yazı karakteri

– punto boyutu

– paket üzerindeki konumu

– paketlerin rengi

– diğer yazı, ibare ve şekiller dâhil olmak üzere aynı şekilde tasarlanmış düz ve standart paket biçiminde satışa sunulmalıdır.

– Marka logosu vb. işaretler paket üzerinde bulunmalıdır..

– Tütün ürünleri kapalı dolaplarda kişilerin ulaşamayacağı ve göremeyeceği şekilde satılmalıdır.

– Yukarıdaki hususlara ilişkin detaylı düzenleme Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından Sağlık Bakanlığı’nın görüşü alınmak suretiyle Yönetmelikle düzenlenecektir.

– Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce üretilen ya da ithal edilen tütün ürünleri kanunun yürürlüğe girmesinden itibaren yedi ay içerisinde değişikliklere uygun hale getirilmelidir. Bu süre Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından altı ay daha uzatılabilir.

Halihazırda Avustralya, Birleşik Krallık, İrlanda, Norveç ve Macaristan’da uygulanan tek tip paket uygulamasının, ülkemizde de fikri ve sınai hakların korunması bakımından pek çok tartışmayı gündeme getirmesi beklenmektedir. Nitekim büyük tütün şirketlerinin Avusturalya hükümetine karşı açmış oldukları davalar ve yürütülen tahkim süreci uzun süre uluslararası gündemi meşgul etmiştir.

Gıdaya ilişkin reklamlar ve gıda takviyeleri

Gıda ve gıda takviyelerinin etiketi, tanıtımı veya reklamında kullanılacak sağlık beyanları için Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan izin alınması ön görülmüştür.

Kanun’un tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Türkiye Uluslararası Standartlara Uygun Finansal Raporlama Sistemini Kabul Etti

Türkiye 1 Ocak 2020 tarihi ve sonrasında başlayan yıllık hesap döneminden itibaren, Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu tarafından tekrar gözden geçirilen Finansal Raporlamaya İlişkin Kavramsal Çerçeve’yi (“Çerçeve”) uygulayacaktır. Çerçeve’de ölçüm, sunum ve açıklama, finansal tablolara alma ve tablo dışı bırakma konularında değişiklikler öngörülmüştür.Çerçeve ihtiyatlılık, yönetim organının sorumluluğu, ölçüm belirsizliği gibi konulara da açıklık getirilmiştir. Çerçeve’nin Ocak 2020 tarihinden önce uygulanması her bir kuruluşun kendi takdirine bırakılmıştır.

Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (“Kurum”), Türkiye’nin uluslararası muhasebe standartlarına uygunluğunu temin eden Çerçeve’yi kabul kararını açıklamıştır.

Çerçeve’de aşağıdaki konular düzenlenmiştir:

– Genel amaçlı finansal raporlamanın amacı

– Faydalı finansal bilginin niteliksel özellikleri

– Finansal tablolar ve raporlayan işletme

– Finansal tabloların unsurları

– Finansal tablolara alma ve finansal tablo dışı bırakma

– Ölçüm

– Sunum ve açıklama

– Sermaye kavramları ve sermayenin korunması.

Ölçüm

Kavramsal Çerçevenin mevcut versiyonu, ölçüm konusunda çok az bilgi içermekteydi. Çerçeve ise, ölçüm esasını seçerken göz önünde bulundurulması gereken ihtiyaca uygunluk, gerçeğe uygun sunum ve maliyet kısıtlaması gibi faktörlerin de neler olduğunu ayrıca açıklamaktadır.

Buna göre, bir ölçüm esası seçerken hem finansal durum tablosunda hem de finansal performans tablosunun açıklamalarında bilginin niteliğini dikkate almak gerekir. Değerlendirilecek her bir faktörün önemi, bireysel vakıaların gerçeklerine ve koşullarına bağlıdır.

Finansal tablolara alma ve tablo dışı bırakma kriterleri

Mevcut Kavramsal Çerçeve uyarınca, bir işletme;

– Ekonomik faydaların işletmeye akması muhtemel ise

– Öge güvenilir bir şekilde belirlenebilecek bir maliyete sahip ise

– Öge güvenilir bir şekilde belirlenebilir bir değere sahip ise

o ögenin tablolara alınması yönündedir.

Çerçeve ise, faydalı bilginin niteliklerine, aşağıdaki kriterleri kullanarak açıkça atıfta bulunur.

– Tanınma kriterleri

– İhtiyaca uygunluk

– Gerçeğe uygun sunum.

Sunum ve açıklama 

Çerçeve, sunum ve açıklama konusunda yeni bir bölüm içermektedir. Raporlama yapan işletmeler, varlıkları, yükümlülükleri, özkaynağı, gelir ve giderleriyle ilgili bilgileri, finansal tablolarında sunarak ve açıklayarak iletir. Finansal tablolardaki bilginin etkili bir biçimde iletilmesi, söz konusu bilgiyi daha ihtiyaca uygun hale getirir ve işletmenin varlıkları, yükümlülükleri, özkaynağı, gelir ve giderlerinin gerçeğe uygun sunumuna katkıda bulunur.

Çerçeve, bilginin finansal tablolarda nasıl sunulması ve açıklanması gerektiğini açıklayan kavramları içerir.

Finansal tablolar ve raporlayan işletme

Çerçeve’ye, finansal tablolar ve raporlayan işletme konusunda yeni bir bölüm eklenmiştir.

Bu kapsamda, raporlayan işletme, finansal tablolar hazırlamakla yükümlü olan ya da finansal tablolar hazırlamayı seçen bir işletmedir. Bir raporlayan işletme için uygun sınırın belirlenmesi o işletmenin, (a) Tüzel kişi olmaması ve (b) Aralarında ana işletme-bağlı ortaklık ilişkisi olan tüzel kişilerden oluşmaması halinde zor olabilir. Bu tür durumlarda, raporlayan işletmenin sınırının belirlenmesine, raporlayan işletmenin finansal tablolarının asli kullanıcılarının bilgi ihtiyaçları tarafından yön verilir. Söz konusu kullanıcılar, sunulması amaçlanan hususun gerçeğe ve ihtiyaca uygun olmasını arar. Raporlayan işletme varlık, yükümlülük, özkaynak, gelir ve giderlerin ihtiyari veya eksik bir şekilde bir araya getirilmesinden oluşmaz.

Çerçeve metninin tamamına bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku