Sayı 77: 30 Nisan 2019
Editörler:
Orçun Çetinkaya, LL.M., Ezgi Baklacı, LL.M., ve Pelin Oğuzer, LL.M.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, Güncel Kararlarının Özetlerini Yayımladı

Kişisel Verileri Koruma Kurulu (“Kurul”) 3 Nisan 2019 tarihinde yayımladığı karar özetleri ile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (“KVKK”) kapsamındaki çeşitli konulara açıklık getirdi.

Kurul’un kararları ve kararlara konu olan olaylar aşağıdaki gibidir:

Kişisel veriler kullanılarak yetkisiz çevrimiçi paylaşımların yapılması ve kişisel veri içerir ilgili evrakın kimliği belirsiz kişi/kişilerce internet ortamında yetkisiz paylaşılması üzerine yapılan başvurular: Kurul her iki kararında da

-KVKK’nın 15. maddesi uyarınca yargı mercilerinin görevine giren konularla ilgili olan ihbar veya şikayetlerin incelemeye alınmayacağını belirtmiş,

-Şikâyete konu iddiaların suç unsuru barındırması ve yargıya intikal ettirilmiş olması nedeniyle yapılacak işlem olmadığına

karar vermiştir.

Veri sorumlusu olan banka nezdinde bulunan kişisel verilerin silinmesi talebinin banka tarafından yerine getirilmemesi üzerine yapılan başvuru: Kurul, bankaların yasal saklama yükümlülükleri göz önünde bulundurulduğunda ilgili on yıllık saklama süresinin geçmemesi nedeniyle yapılacak bir işlem bulunmadığına karar vermiştir.

Tüzel kişiliğe ait verilerin aktarılması talebine ilişkin başvuru: Kurul,

-Tüzel kişiliğe ait verilere ilişkin talebin KVKK kapsamında değerlendirilemeyeceğine,

-KVKK’nın 11. maddesinde yer alan hakların bizzat kişisel veri sahibi ilgili kişi veya yasal temsilcisi tarafından kullanılabileceğine,

karar vermiştir.

İlgili kişinin, kişisel verilerinin silinmesi amacıyla veri sorumlusuna yaptığı başvuruya tatminkâr bir cevap alamaması üzerine Kurul’a yaptığı başvuru: üzerine Kurul, kamu kuruluşu olan veri sorumlusuna

-Saklama süresi sona eren kişisel verileri silmesi,

-Silme işlemi hakkında şikayetçiyi bilgilendirmesi,

-Saklama amacı haricindeki amaçlar dahilinde söz konusu kişisel verileri işlememesi

yönünde talimat vermiş ve kararı yerine getirmesi için veri sorumlusuna 30 günlük süre tanımıştır. Fakat, veri sorumlusu Kurul kararının gereğini yasal süre içerisinde yerine getirmemiş ve bilgilendirme yazısında Kurul kararında belirtilen hususlara yer vermemiştir. Bu sebeplerle Kurul, veri sorumlusuna

-İdari para cezası uygulanması ile disiplin hükümlerine göre işlem yapılmasına,

-Veri sahibinin, daha önce talimat verildiği üzere yeterli derecede bilgilendirilmesi hususunda talimat verilmesine

karar vermiştir.

Çevrimiçi platformda iş başvurusu alan veri sorumlusu şirketler topluluğunun kişisel veri işleme süreçlerinin Kurul tarafından incelenmesi amacıyla yapılan başvuru: Kurul, aynı kutucuğun işaretlenmesi yoluyla hem aydınlatma metninin okunduğuna hem de kişisel verilerin işlenmesi hususunda açık rıza verildiğine ilişkin onay alınması yoluna gidildiğini tespit etmiştir. Aydınlatma Yükümlülüğünün Yerine Getirilmesinde Uyulacak Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ’in 5. maddesi uyarınca aydınlatma metninin okunduğuna ilişkin kaydın alınması ile ilgili kişilerin açık rıza metninin onaylandığının ispatını sağlayacak mekanizmaların ayrıştırılması hususunda talimat verilmesi yönünde karar almıştır.

Karar özetlerinin tam metnine aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/156 Sayılı Karar Özeti

-Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/142 Sayılı Karar Özeti

-Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/131 Sayılı Karar Özeti

-Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/118 Sayılı Karar Özeti

-Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/106 Sayılı Karar Özeti

Kişisel Verileri Koruma Kurulu’nun 2018/90 Sayılı Karar Özeti

Devamını Oku
Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in Yürürlük Süresi Uzatıldı

3 Mart 2019 tarihli ve 30703 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Tebliğ (“Değişiklik Tebliği”) ile 2018-32/48 sayılı İhracat Bedelleri Hakkındaki Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara İlişkin Tebliğ’in (“Tebliğ”) yürürlük süresi uzatıldı.

Değişiklik Tebliği ile, Tebliğ’in 13. maddesinde düzenlenmiş olan ve Tebliğ’in yayımından itibaren başlayan altı aylık yürürlük süresi bir yıla çıkarıldı. Böylece Tebliğ’in yürürlük süresi 4 Eylül 2019 tarihine kadar uzatılmış oldu.

Değişiklik Tebliği metnine buradan ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Tütün Mamullerinin Üretim Şekline, Etiketlenmesine ve Denetlenmesine İlişkin Yönetmelik Yayımlandı

Daha önce duyurduğumuz üzere, 5 Aralık 2018 itibarıyla tütün mamullerinin tek tip paketlenmesine ilişkin kanuni düzenleme yapılmış ve detayların bir yönetmelik ile duyurulacağı bildirilmişti. Kanunda bahsi geçen Tütün Mamullerinin Üretim Şekline, Etiketlenmesine ve Denetlenmesine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik (“Yönetmelik”) 30701 sayılı ve 1 Mart 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlandı.

Yönetmelik, tütün mamullerinin paketlenmesine ilişkin yeni yasak ve sınırlandırmalar getirmekte. Bu yasak ve sınırlandırmalar, 5 Temmuz 2019 tarihinden itibaren uygulanmaya başlanacak olup, bahsi geçen hükümlere ilişkin öne çıkan düzenlemeler şu şekildedir:

1. Türkiye’de üretilen veya ithal edilen tütün mamulleri dış ambalajında, marka

-Paketin sadece ön yüzeyine, birleşik sağlık uyarısının uygulama şekline göre altındaki ya da yanındaki alana dikey ve yatay olarak ortalanmış şekilde,

-Birleşik sağlık uyarısının metni ile aynı yönde,

-Rengi Pantone Cool Gray 2 C Mat bitişli,

-Kelimenin ilk harfi büyük diğerleri küçük harf olacak şekilde,

-Yeknesak puntoda,

-Helvetica yazı tipinde,

-Alfabetik, nümerik ve “&” işareti dışında bir işaret ve karakter kullanmaksızın,

-Kabartma ve varak kullanmaksızın

yazılmalıdır.

2. Marka ve ayırt edici ibare;

-Bir tütün mamulünün özellikleri, sağlık etkileri, riskleri veya emisyonlarına ilişkin hatalı bir izlenim yaratarak tütün mamulünü tanıtan veya tüketimini teşvik eden, eksik bilgi veren, tüketiciyi yanıltan, aldatan,

-Tütün mamulünü özendiren veya cazip kılan,

-Belirli bir tütün mamulünün diğerlerinden daha az zararlı olduğunu, dumanın bazı zararlı bileşenlerinin etkisini azaltmayı amaçladığını, enerji verici, iyileştirici, gençleştirici, doğal, organik özelliklere sahip olduğunu gösteren, başka olumlu sağlık veya yaşam tarzı faydaları sağladığını öne süren veya ima eden,

-Tat, koku, her türlü aroma verici veya başka katkı maddesine ya da bunların yokluğuna atıfta bulunan

özellikleri haiz olamaz.

3. Ambalajın rengi, şekli ve içeriği ile mamul özellikleri,

-Tütün mamulleri birim paketleri ve grupmanlarının dış yüzey rengi ve tonu Pantone 448 C Mat bitişli, karton malzemeden yapılan birim paket ve grupmanların iç yüzey rengi Pantone 448 C Mat bitişli veya beyaz olmalıdır. Koli, kraft kahvesi renginde olmalıdır.

-Birim paketlerinde kullanılan alüminyum folyo veya metalize kâğıt gümüş renginde olmalı, renginde ton farkı olmamalı; arkası kağıtlı alüminyum folyolarda arka kağıt beyaz renkli olmalıdır. Dokulu alüminyum folyolar hiçbir şekilde resim, desen ve sembole işaret edemez.

Yönetmeliğe göre, üreticilerin bu Yönetmeliğe uyum amacıyla yapacakları piyasaya arz uygunluk belgesi güncelleme başvurularını en geç 5 Temmuz 2019 tarihine kadar yapması gerekmektedir. Bu süre içinde güncelleme izni başvurusu yapılmayan piyasaya arz uygunluk belgeleri 6 Temmuz 2019 tarihi itibarıyla iptal edilmiş sayılacaktır.

Ayrıca, kanunen üretimi 31 Aralık 2018 tarihi itibarıyla son bulmuş olan mentol ve/veya türevi içeren sigaralar 5 Temmuz 2019 tarihinden sonra piyasaya arz edilemez, 5 Ocak 2020 tarihinden sonra piyasada bulundurulamaz.

Yönetmelik’in tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku
Anayasa Mahkemesi İhtiyati Tedbir Kararına Muhalefet Edenlere Yönelik Cezai Düzenlemeyi İptal Etti

Anayasa Mahkemesi, 11 Temmuz 2018 tarih ve 2018/83 sayılı kararıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (“HMK”), ihtiyati tedbir kararının uygulanmasına ilişkin emre uymayan veya tedbir kararına aykırı davranan kimsenin bir aydan altı aya kadar disiplin hapsi ile cezalandırılmasını öngören 398/1 maddesini, Anayasa’nın hukuk devleti ve hak arama özgürlüğüne ilişkin 2. ve 36. maddelerine aykırı bularak iptaline karar vermiştir.

İptal başvurusunu gerçekleştiren İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi (“Başvurucu”),

-Yargılamanın yapıldığı mahkeme hukuk mahkemesi olsa da iptali talep edilen HMK’nın 398/1 maddesi kapsamında verilen kararın ceza hukuku alanında sonuç doğurduğunu,

-Suçun kanunilik ilkesi gereği hangi eylemlerin yaptırıma bağlandığının, suçun yasal unsurlarının, ağırlaştırılmış hallerinin yeterince anlaşılır biçimde düzenlenmediğini,

-Yargılamanın nasıl yapılacağı ve verilecek karar üzerine başvurulacak kanun yollarına ilişkin bir düzenlemenin bulunmadığını

ileri sürerek ilgili hükmün iptalini talep etmiştir.

Anayasa Mahkemesi yaptığı inceleme kapsamında ihtiyati tedbir kurumunu, hukukun değişik alanlarında işlerliği bulunan, birbirinden nitelik ve nicelik yönünden farklı pek çok hukuki uyuşmazlıkta geniş uygulama alanına sahip geçici bir hukuki koruma olarak tanımlamış ve öncelikle aşağıdaki tespitlerde bulunmuştur:

-Düzenlemede hangi eylemin cezalandırılacağı, cezanın türü alt ve üst sınırı açıkça gösterilmiş olduğundan söz konusu düzenleme öngörülebilir ve bilinebilir niteliktedir.

-Düzenleme, ihtiyati tedbirin etkinliğinin sağlanması ve mahkeme kararlarına saygının korunması açılarından elverişli ve gereklidir. Bu kapsamda, ihtiyati tedbire muhalefet eyleminin sonucu olarak düzenlenen yaptırım ölçülülük ilkesine uygundur.

Öte yandan Anayasa Mahkemesi aşağıdaki gerekçeler ile HMK madde 308/1 hükmünün iptaline karar vermiştir.

-İhtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi sebebiyle verilecek disiplin hapsi yönünden yargılamanın usul ve esaslarına ilişkin açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

-İhtiyati tedbir kararına muhalefet edilmesi sebebiyle verilecek disiplin hapsine karşı başvurulacak kanun yoluna ilişkin uygulamada çok çeşitli mahkeme içtihatlarının olduğu, bu bakımdan yaptırım kararına karşı hangi kanun yolunun uygulanacağına ilişkin herhangi bir kanuni düzenleme, istikrarlı ve hukuki anlamda güven veren bir uygulama da bulunmamaktadır.

-Bu yönden ilgili hüküm yargılamadaki usul ve esaslar ile başvurulması mümkün kanun yolları bakımından belirli ve öngörülebilir nitelikte değildir.

-Disiplin hapsi suç karşılığı uygulanan hapis cezası niteliğinde ve ceza yargılamasının konusunu oluşturan suç kavramının dışında kalmakta ise de kişinin hürriyetini kısıtlayıcı nitelikte uygulamadaki belirsizlik kişilerin hukuki güvenliği ile halk arama özgürlüklerini zedeleyebilecek niteliktedir.

Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, 20 Şubat 2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmış olup, yayım tarihinden dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

20 Şubat 2019 Tarihli ve 30692 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararının tam metnine bu linkten ulaşabilirsiniz.

Devamını Oku